İsmail Abi

Leyla ile Mecnun dizisini izleyenler, dizide ki karakterlerin hepsinin ayrı bir olay olduğunu bilir. Erdal bakkaldan, hırsız Yavuz'a, İskender'e, Mecnun'a...

Bence diziyi bu kadar başarılı yapan da bu aslında. Mükemmel karakterler yazılmış ve yazılan bu karakterleri canlandıranlar da, o rolle o kadar bütünleşerek, o kadar gerçekçi canlandırmışlar ki... Ortaya muhteşem bir sonuç çıkıyor haliyle...

Velhasıl o karakterlerden, favori adayım üzerine yazacağım ben biraz. İsmail Abi...
İsmail abi, yer yüzünde bir örneği olduğu konusunda şüphe duyduğum bir karakterdir. Yani öyle bir insanın gerçek hayatta olması bana pek muhtemel gelmiyor. Çok fazla iyi... Ve söz konusu iyilik olduğu zaman aşırı derece de saf, deli, aptal davranabilen; o konu kötü şeyler olduğundaysa nice akıllıya taş çıkartacak kadar akıllı, dürüst, olgun davranabilen bir abimiz kendisi... Bir çocuktan farksız; ama bir abi o... Adam gibi adam o...

Hissettiklerini kelimelere dökmek isterse süslü cümleler kurmadan da duygularını bize yansıtabilir mesela... Hemde öyle bir yansıtır ki oturur ağlarsınız onunla... Sevdiğini tarif etmesi de kendisine hastır, sevmesi de... Genlerinde her iş vardır mesela. Elinden her iş gelir; bu yüzden işsizdir...

Ve İsmail abi, abidir. Dosttur. Dert ortağıdır.

Bizim sıkıntımız da tam olarak bu nokta da başlıyor. Bizim esas problemimiz gerçek hayatta bir İsmail abi olmamasından kaynaklanıyor...

Çünkü hayat bazen rutinleşebilir. Monotonluğun girdabında bir o tarafa bir bu tarafa savrulur durursunuz. Bazen amaçsızlaşır, anlamsızlaşır... Ne yaptığınızı neden yaptığınızı geçin; neden nefes aldığınızı bile sorgular hale gelirsiniz. Bazen de kaotik bir hal alır ve dört koldan üzerinize yürür huzursuzluklar ne yapacağınızı şaşırırsınız. Aşık olursunuz. Kavuşamazsınız. Kavuşursunuz. Ayrılırsınız. İhanete uğrarsınız. Terk edilirsiniz. Acı çekersiniz. Canınız yanar..."Sanki, böyle buram acıyo gibi heee" der kalırsınız İsmail abi diliyle... Yani özetle, hayat bazen o kadar boktan bir hal alır ki...

Ve bizim tek sorunumuz aslında, tüm bunlar olurken yanına oturup konuşabileceğimiz, anlatabileceğimiz ya da en kötü öylece karşılıklı susacağımız bir İsmail abi olmadığından kaynaklanıyor...

Ne olursa olsun...
İçimiz de...

Bir başıboş saçmalaması işte...
Ee hadi ağlamasak mı?





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder