2016'nın İz Bırakan 16 Filmi
2016 yılında izlediğim filmler içinden hoşuma giden, beğendiğim, bende iz bırakan 16 da tane filmi sizlerle paylaşacağım. 

Hadi bakalım 2016’da iz bırakan 16 film benim için hangileriymiş?

3 (Moonu)

Hint yapımı olan bu film 2016’da izleyip beğendiğim filmler arasına giren bir film oldu. Hint filmlerinde sıklıkla rastladığımız en duygusal sahnelerde bile kırıta kırıta oynama durumunu pek sevemeyen biri olarak bu filmde bu durumun az olduğunu ve aslında güzel bile sayılabileceğini söylemeliyim. Filmde başlarda biraz sıkılabiliyorsunuz yani ben biraz sıkılmıştım fakat sonrasında izlediğinize değiyor. Hint sineması için şunu eklemek zorundayım. Birkaç sene öncesine kadar hint sinemasını adam yerine koymazdım. Kötüydü. Bundan emindim. Ama bu kendinden eminliğin nereden geldiğini bilmiyordum. İçi boş bir ön yargıydı sadece. Sonra bu ön yargıyı Amir Khan’ın bir filmiyle kırdım. 2016 da iz bırakan filmler listesine dahil değil çünkü onuda çok daha önce izlemiştim ama onuda izleyin: 3 Ahmak… O filmi izledikten sonra bu Hintliler böyle bir film yaptılarsa, başka güzel filmlerde yapmış olabilirler diye bir aydınlanma yaşayarak araştırmaya başladım ve gerçekten harika filmler varmış. Bu filmlere örnekler sıralayıp bu yazının konusundan çıkmak istemiyorum ama belki hint filmleriyle ilgili de bir liste yaparım. Sadece mesajım şu hint filmlerine karşı ön yargınız varsa, olmasın. 

İçimdeki Yangın
Bu yıl içinde izlediğim filmler arasında belkide en sevdiklerimden biri buydu. 135 dakikalık bir film ve her saniyesi sizi etkiliyor. O kadar anlamlı ve sizi içine çeken bir filmdi ki bu, kesinlikle izlenmesi gereken bir film diyebilirim. Ve muazzam bir final... Finalde kelimenin tam anlamıyla dağılıyorsunuz… Çok kapsamlı bir film… İzleyin yani…

Zincirsiz
Quentin Taranti’nun bu filmi de keyifle izlenecek bir filmdir ki zaten bu filmle ilgili bir Bu Filmi İzledin mi? videosu hazırlamıştım. O videoyu izlemek istersen şuraya tıklayabilirsiniz.

Komplo Teorisi
Mel Gibson ve Julia Roberts gibi isimlerin başrolünde yer aldığı bu film biraz eski bir film ve dönemine göre iyi olsada günümüz şartlarına göre bir takım eksikleri söz konusu olabilecek bir film. Fakat benim sıkılmadan izlediğim ve beğendiğim filmlerdendi. Çünkü, bu tarz filmleri izlerken hep günümüzde de örneklerine, benzerlerine tanık olduğumuz durumlarla kıyaslıyorum ister istemez. İlgimi çekiyor. Yani böyle durumları değil elbette ama bu tarz durumları konu alan gerçekçi kurguları seviyorum.

Kaçış Yok
Genel olarak eğlenceli filmlerde izlediğimiz Owen Wilson 2015 yapımı bu filmle müthiş bir gerilim, aksiyon hatta bir drama imza atıyor. Her saniyesinde dinmek bilmeyen bir aksiyon var. Önerildiği için izlediğim bu filmi bende öneriyorum. İzlenmesi gereken bir film kesinlikle...

Barfi
Yine bir hint filmi... 2016’da ikinci kez izlediğim bu film bende yeri ayrı olan filmlerden. Aşkın konuşmaya ihtiyacı olmadığının altını çizen muazzam bir film. Çok sevimli ve samimi bir yapımdı bu ve Priyanka, canlandırdığı karakteri muazzam bir performansla canlandırmıştı.

Çok sevimli, çok tatlı kimi zamanda içinize dokunan bir karakterdi. Romantik filmleri seviyorsanız bu filmde hem romantizm, hem dram hem de komik taraflar bir aradalar.

Çelik Yumruklar
Bu bir bilimkurgu filmi. Boksör robotları ekrana getiren ve aynı zamanda güzel bir baba oğul ilişkisini ya da sonradan güzelleşen bir baba oğul ilişkisini izlediğimiz bir film. Güzel vakit geçirirsiniz izleyin bunu da…

Dünyalı
Çok enterasan bir film. Tek bir mekanda geçen ve ekrana bir grup arkadaşın diyaloglarının geldiği oldukça durağan bir film. Filmde iki şeyi beğendim birincisi hikayeydi. Başroldeki arkadaşın anlattığı hikaye… İkincisi aslında hiçbir aksiyonun olmadığı bir filmde, filmin sonuna kadar merak duygunuzun sürekli aktif olduğu, şimdi nolcak acaba falan diye sürekli bir aksiyon beklemenize neden olması… Bir yanılsamaydı bu. Oldukça durağan bir filmde kesin bir şey olacak diyerek izleyip durdum. Bu filmi illa izleyin demiyorum. Çok sıkıcı bulanlarınızda olabilir belki fakat ben beğendim ya… Düşündürdü…

Oyun
Fincher imzalı izlenesi bir film olan Oyun içinde bir Bu Filmi İzlediniz mi? hazırlamıştım. Onu da yine şuraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

Mesaj
97 yapımı olan bu bilim kurgu filmini elbette o dönemin teknolojisi ve şartlarına göre değerlendirmek lazım… Yanılmıyorsam Barış Özcan’ın bahsettiği filmlerden biriydi bu, yanlış hatırlamıyorsam bu tavsiye üzerine izlemiştim. Oldukça güzel bir filmdi.

Sinyal
Sinyal, 4*4 lük bir film sayılmaz bana göre ama bilim kurgu severler için izlenebilir bir film. Farklı bir film.

Infiltrator
Son dönemde Narcos dizisi epey bir hayran kitlesine ulaşmıştı biliyorsunuz. Pablo Escobar ve o uyuşturucu kartelinin zayıflamasını ve açığa çıkmasını sağlayan bir ajanın hikayesini izliyoruz bu filmdi ve etkileyici bir film.

Hele ki Narcos’un izleyicileri arasındaysanız bunu da seversiniz diye düşünüyorum.

Ceset
Bir İspanyol gerilim filmi. Yakın çevremde bu filmi izlemesi için önermediğim kimse kalmadı sanırım. Son zamanlarda izlediğim en sağlam gerilim filmlerinden bir tanesiydi. Muhteşem bir kurguydu bana göre. Final de gerçekten şaşırttı. Spoiler verip tadının kaçırmak istemem ama siz bunu kesinlikle izleyin.

Trumbo
Trumbo. Bir biyografi filmi. Gerçek bir hikayeye dayanıyor. İçinde çok fazla aksiyon aramadan izlemek lazım. Filmde yaşananlar, karşı karşıya kalınan sansür, ötekileştirme vesaire gibi durumlar sebebiyle günümüzde yaşanan olaylarla kıyaslıyorsunuz ister istemez. Bir senaristin hikayesini izliyoruz bu filmde. Biyografi sevenler için oldukça güzel bir film. Ben gerek bir yazarın hikayesini anlatıyor olması sebebiyle, gerek günümüzde yaşananlar olayları gözümün önüne getirmesi sebebiyle çok beğendim. Finalde böyle içimin ürperdiğini, tüylerimin diken diken olduğunu hissettim. Çünkü Trumbo ve arkadaşlarının maruz bırakıldığı durumlar çok kötüydü ve ne yazık ki benzer durumları, günümüzde de hala yazarlar, gazeteciler, sanatçılar bir şekilde yaşıyorlar.

Ben Kimim
Bu da bir alman gerilim filmi. İzlediğim en iyi hacker filmiydi. Daha iyisi varsa ben izlememişimdir lütfen aşağıya bir öneri olarak yazın onu izlemek isterim. Finale gidene kadar birkaç kez ters köşe oluyorsunuz. Bu yetmiyor finalde beyin yakıyor film. Bu filmde bir başka kesinlikle izleyin diyebileceğim film oluyor böylece…

Deadpool
İzlediğim süper kahraman filmleri içinde en farklı olan buydu. Evet bir süper kahraman filmi ama aynı zamanda çok da eğlenceli bir filmdi. Bu filmin Bu Filmi izledin mi videosunu yapmıştım. Şuraya tıklayarak o videoyu da izleyebilirsiniz. Sonrada filmi izlersiniz ki hala izlemediyseniz eğer…

İşte 2016 için film listem bu şekildeydi. Bakalım 2017’de neler izleyeceğim. Aslında bir küçük spoiler verebilirim. 1 yıl sonra 2017’de izlediğim ve etkilendiğim 17 film adlı bir video çekeceğim ve ilk film 2 Ocak 2017’de izlediğim Büyük Balık filmi olacak. Onu da izleyin.

Böyle her ne kadar 16 film desem de sanırım 18 film önermiş oldum. Eğer aralarında izlediğiniz filmler varsa ya da bu listeden sonra aralarından izlediğiniz filmler olursa bu yazının altına yorumlarınızı bırakmayı unutmayın. 

Şimdilik bu kadar… 




Benim İçin 2016 ve 2017 Dileklerim
Bu bir çeşit gecikmeli 'eski yılı şutlarım / yeni yılı kutlarım' yazısı olsun. Geç oldu, güç oldu ama oldu...


2016 artık gitmiş olduğuna göre biraz dedikodusunu yapıp, aramıza yeni katılan 2017'ye şirin görünmekte fayda var diye düşündüm. Bu yüzden bugün benim için 2016 ne ifade ediyor, geriye dönüp baktığımda 2016’dan neleri anımsayacağım, 2017'den neler bekliyorum bunları konuşacağım…

Şimdi konuya başlamadan önce bir cümlenin altını çizmek istiyorum. Beni Sevmek Zorundasındaki karakterlerden biri, biraz kaybeden bir karakter olan Korkut'tu ve O şöyle söylüyordu:

Geriye dönüp baktığınızda değişen tek şey zamansa eğer… Çok boktan bir hayat yaşıyorsunuz demektir.

2016’yı bitirip, 2017’ye doğru adım atmışken geriye dönüp baktım… Baktım ve… Durum fena değil ya… Yani 2016’nın benim için çok iyi geçen bir yıl olduğunu söyleyemem. Ki gerek çevremde olan bitene, gerek ülke çapında yaşananlara bakınca 2016’dan genel olarak çokta medeni şekilde ayrılınmadığını, aksine arkasından sayılıp sövüldüğünü görüyorum. Bende yıl boyunca Murphy’yi tüm kanunlarıyla beraber, hatta bana özel ortaya atılmış yeni kanunlarıyla beraber hep yanımda hissettim. Tabiri caizse elimi attığım kurudu…

Ama aynı zamanda 2016 yılı benim için birçok şeye adım atma yılı oldu. Yapmak istediğim birçok şeyi yapabilme cesareti bulduğum yıl oldu. Başlamak istediğim, denemek istediğim şeyler için hamle yaptığım yıl. Asla yapamam, beceremem dediğim şeyleri denemeyi cesaret ettiğim yıl. Her kalkıştığım eylemden başarıyla ayrılmış olamayabilirim ama izlediğim bir filmde kaybeden olmak harekete geçmeyen insanların işidir, harekete geçen, kazanmayı deneyen insan kaybeden değildir temalı bir replik geçmişti. Ben denedim. O halde, herhalde kaybetmiş sayılmam, umarım…

Bu hareketliliğin yanında değişmeyen şeyler de oldu tabi. Umut kırmamak adına bunları göz ardı ediyorum.

2017’yi karşılamadan önce taa 2016’ın başında, 2015’in ardından blogda yazıdğım birkaç cümleye atıfta bulunmak istiyorum:

İkibinonbeşin kapanış işlemlerini yapıp, kar kalemine bir çizgi çekip, zarar heybemizi yüklenerek kendimizi ikibinonaltıya devrederken; gelecek olan yeni yıldan hiçbir şey dilemiyorum. Çünkü ikibinonbeşten, ondörtten, onüçten ve dahi diğerlerinden dilenenlerin kaçı gerçekleşti ki? İkibinonbeş ne getirmiş ki, ikibinonaltı ne getirecekmiş?

Tüm bunlar doğrultusunda bence yeni yıldan ya da yıldan bağımsız, genel olarak hayattan talep edilecek tek şey umut. Umarım hangi yeni yıla erersek erelim umut edebilme yeteneğimizi kaybetmeyiz. Bu şartla ikibinonaltı hoş gelebilir. Benim için bir problem yok.
O zamanlar biraz fazla isyankarmışım sanırım.

Şimdi 2016 gidiyor ve 2017 kapıya dayandı hatta muhtemelen siz bu yazıyı okurken çoktan gelmişte olabilir. Tek dileğim yani tek şartım yine aynı. Umut… Hepimiz için… Anahtar kelime bu… Yani evet fazla umutta iyi bir şey değil biliyorum ama istesek de istemesek de hayata tutunabilmek için, ayakta kalmak için, her şeye rağmen inatla yürüyebilmek için umuda ve onun neden olduğu o psikolojik güce ihtiyacımız var.

Ve sanırım artık veda zamanı geldi.

Sevgili 2016 seninle iyisiyle kötüsüyle tam 365 gün geçirdik. Fakat son sözüm:

“Hoşça kal olacaklar sensiz olsun” 

2017‘ den dileklerim de var. İlk olarak, en başta da söylediğim gibi Umut… Umut önemli. Yani genel olarak boş çıkıyor, hatta çoğu zaman gerçekleşmiyor biliyorum. Çoğu zamanda bu umutlar sonucu hayal kırıklıklarıyla canımız da yanıyor. Biliyorum ama yine de umut şart işte. Sonra hayırlısı… Her şeyin hayırlısı… Çok hayırlısı. Daha çok hayırlısı. Bol bol hayırlısı… Bu da bence çok önemli bir şey… Hayrıyla gelmeyen her şey kötüdür ve er ya da geç bize zarar verecektir.

Biz insanoğlu gelene hoş görünmek için gideni yerin dibine sokmaya bayılırız. Öyle yapacağım bende. Sevgili 2017, sen 2016’yı boşver, göğe bakalım…

Duyuru: Yeniden BÖİD
Hatırlar mısınız? Bir zamanlar bir e-dergi ya da bir blog-dergi yapmaya kalkmıştık. Üç sayı yayınlayıp kalmıştık. Şurada belirttiğim gibi dördüncü bir sayı yayınladık şimdi. Buraya da bir link bırakmak istedim.

Blog-dergiye ulaşmak için burayı, bu sayıdaki yazıma ulaşmak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca sizde düzyazı, öykü, şiir, fotoğraf ve çizimlerinizle katkıda bulunabilirsiniz.


Bumerang - Yazarkafe