Benim İçin 2016 ve 2017 Dileklerim

Bu bir çeşit gecikmeli 'eski yılı şutlarım / yeni yılı kutlarım' yazısı olsun. Geç oldu, güç oldu ama oldu...


2016 artık gitmiş olduğuna göre biraz dedikodusunu yapıp, aramıza yeni katılan 2017'ye şirin görünmekte fayda var diye düşündüm. Bu yüzden bugün benim için 2016 ne ifade ediyor, geriye dönüp baktığımda 2016’dan neleri anımsayacağım, 2017'den neler bekliyorum bunları konuşacağım…

Şimdi konuya başlamadan önce bir cümlenin altını çizmek istiyorum. Beni Sevmek Zorundasındaki karakterlerden biri, biraz kaybeden bir karakter olan Korkut'tu ve O şöyle söylüyordu:

Geriye dönüp baktığınızda değişen tek şey zamansa eğer… Çok boktan bir hayat yaşıyorsunuz demektir.

2016’yı bitirip, 2017’ye doğru adım atmışken geriye dönüp baktım… Baktım ve… Durum fena değil ya… Yani 2016’nın benim için çok iyi geçen bir yıl olduğunu söyleyemem. Ki gerek çevremde olan bitene, gerek ülke çapında yaşananlara bakınca 2016’dan genel olarak çokta medeni şekilde ayrılınmadığını, aksine arkasından sayılıp sövüldüğünü görüyorum. Bende yıl boyunca Murphy’yi tüm kanunlarıyla beraber, hatta bana özel ortaya atılmış yeni kanunlarıyla beraber hep yanımda hissettim. Tabiri caizse elimi attığım kurudu…

Ama aynı zamanda 2016 yılı benim için birçok şeye adım atma yılı oldu. Yapmak istediğim birçok şeyi yapabilme cesareti bulduğum yıl oldu. Başlamak istediğim, denemek istediğim şeyler için hamle yaptığım yıl. Asla yapamam, beceremem dediğim şeyleri denemeyi cesaret ettiğim yıl. Her kalkıştığım eylemden başarıyla ayrılmış olamayabilirim ama izlediğim bir filmde kaybeden olmak harekete geçmeyen insanların işidir, harekete geçen, kazanmayı deneyen insan kaybeden değildir temalı bir replik geçmişti. Ben denedim. O halde, herhalde kaybetmiş sayılmam, umarım…

Bu hareketliliğin yanında değişmeyen şeyler de oldu tabi. Umut kırmamak adına bunları göz ardı ediyorum.

2017’yi karşılamadan önce taa 2016’ın başında, 2015’in ardından blogda yazıdğım birkaç cümleye atıfta bulunmak istiyorum:

İkibinonbeşin kapanış işlemlerini yapıp, kar kalemine bir çizgi çekip, zarar heybemizi yüklenerek kendimizi ikibinonaltıya devrederken; gelecek olan yeni yıldan hiçbir şey dilemiyorum. Çünkü ikibinonbeşten, ondörtten, onüçten ve dahi diğerlerinden dilenenlerin kaçı gerçekleşti ki? İkibinonbeş ne getirmiş ki, ikibinonaltı ne getirecekmiş?

Tüm bunlar doğrultusunda bence yeni yıldan ya da yıldan bağımsız, genel olarak hayattan talep edilecek tek şey umut. Umarım hangi yeni yıla erersek erelim umut edebilme yeteneğimizi kaybetmeyiz. Bu şartla ikibinonaltı hoş gelebilir. Benim için bir problem yok.
O zamanlar biraz fazla isyankarmışım sanırım.

Şimdi 2016 gidiyor ve 2017 kapıya dayandı hatta muhtemelen siz bu yazıyı okurken çoktan gelmişte olabilir. Tek dileğim yani tek şartım yine aynı. Umut… Hepimiz için… Anahtar kelime bu… Yani evet fazla umutta iyi bir şey değil biliyorum ama istesek de istemesek de hayata tutunabilmek için, ayakta kalmak için, her şeye rağmen inatla yürüyebilmek için umuda ve onun neden olduğu o psikolojik güce ihtiyacımız var.

Ve sanırım artık veda zamanı geldi.

Sevgili 2016 seninle iyisiyle kötüsüyle tam 365 gün geçirdik. Fakat son sözüm:

“Hoşça kal olacaklar sensiz olsun” 

2017‘ den dileklerim de var. İlk olarak, en başta da söylediğim gibi Umut… Umut önemli. Yani genel olarak boş çıkıyor, hatta çoğu zaman gerçekleşmiyor biliyorum. Çoğu zamanda bu umutlar sonucu hayal kırıklıklarıyla canımız da yanıyor. Biliyorum ama yine de umut şart işte. Sonra hayırlısı… Her şeyin hayırlısı… Çok hayırlısı. Daha çok hayırlısı. Bol bol hayırlısı… Bu da bence çok önemli bir şey… Hayrıyla gelmeyen her şey kötüdür ve er ya da geç bize zarar verecektir.

Biz insanoğlu gelene hoş görünmek için gideni yerin dibine sokmaya bayılırız. Öyle yapacağım bende. Sevgili 2017, sen 2016’yı boşver, göğe bakalım…

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.