Can Sıkıntısı Bülteni Gibi Bir Şey Bu!


Dışavurum!

Bir dizi halinde yazmayı hep sevmişimdir. Misal, Başıboş Saçmalıklar diye bir yazı dizim vardı eskiden. Bir süre o saçmalıkları yazdım ve nihayetinde bir kısmı Pesimisyon'da, diğer kısmı Bu Şartlar Altında Ölemem'de yerlerini aldılar. Ve Başıboş Saçmalıklar adını verdiğim yazı dizisi böylece bitmiş oldu.

Ama bu olmadı. Yani bir diziye bağlı olmaksızın yazmayı denedim/sevmedim/sürdüremedim... Bir başka seri ortaya çıktı. Ona da Dışavurum Bültenleri dedim. Bir süre Dışavurum Bültenlerini yazdım. İçimden ve aklımdan geçen hadiseleri bu bültenler aracılığıyla dışavurdum. Bir süre sonra yazmanın yeterli olmadığını hissedip, belki daha fazlasını ya da sadece biraz daha farklısını yapmak istediğimden mütevellit Bir Nevi Radyo başlığı altında Dışavurum Bültenleri adlı radyo kayıtları yapmaya başladım. 4-5 program yaptıktan sonra bu radyo kayıtlarıyla da yetinemedim sanırım... Youtube'a taşıdım bu bültenleri. Dışavurum Bültenleri başlığı altında videolar hazırladım/hazırlıyorum. Geçtiğimiz günlerde bu Dışavurum Bültenleri'ni ve daha fazlasını bir ekitap formatında paylaştım. Böylelikle bir yandan 4. kitabımı, 2. ekitabımı yayınlarken diğer yandan yazı dizisi olarak bir seriyi daha bitirmiş oldum. Dışavurum Bültenleri videoları muhtemelen devam edecek fakat yazı dizisi bitti.

Sonuç!

Bu bir çeşit ritüel gibi bir şey. Mental bir hadise belki ya da... Neyse, dilimin ucundaki benzetmeyi aktaramadım buraya fakat netice itibariyle yeni bir yazı dizisine başlamam gerekiyor... 

Bu kafamdaki soru işaretleri curcunasından yalnızca bir tanesiydi ve ben düşünüp dururken, bu akşam canımın bir parça daha fazla sıkıldığını fark ettim. Tüm bunların üzerine bir de bu can sıkıntısı hali ortaya çıkınca, bir ışık yandı. Bir başka yazı dizimi daha hatırladım. Bir zamanlar Can Sıkıntısı Bültenleri'ni yazardım ben. Hatırladım. Bu yazıyı da sırf o diziyi yad etmek için, tamamen sıkıntıdan yazıyorum sayın okur... 

Bu Can Sıkıntısı Bültenleri'ni anlık gel gitler eşliğinde cereyan eden bu sıkıntılı hallerden arınmak amaçlı yazardım. O anlarda neler yaptığımdan, nelerle uğraştığımdan, gündemimden bahsederdim. Yine aynısını yapacağım...

Ben, bu aralar...
Şimdilik adı konusunda net olmamakla birlikte '36 Saat' olarak düşündüğüm bir roman üzerinde çalışıyorum. Tamamlayabilirsem sanırım en değerlim olacak. Çünkü ümitliyim. Bir roman. Biraz polisiye, gizem, belki biraz dram ve birazda sosyo kültürel meseleler var içinde. Heyecanlıyım...

He, bir de bir ara bir edergi misali bir blog hazırlamıştık. Üç sayı yayınlamıştık. Biz Öyle İnsanlar Değiliz demiştik adına da yazarken... Birkaç arkadaşım yeniden yazmak istediği için yeniden yeni bir sayısını yayınlayacağız Ocak 7'de... Onu hazırlıyoruz bir yandan... (Yazı, öykü, çizim, vs. ile katılmak ister misiniz?)

Tosbağa Kitap'ta var... Mesela ortak bir şeyler olsun istiyorum. Bir öykü ekitabı çıkartalım mesela... Yazıya gönül vermiş, öykü yazmayı sevenlerle mesela bir öykü ekitabı oluştursak... Ortak bir çalışma... Güzel olmaz mı?

Bu aralar, youtube için de bir şeyler hazırlamaya çalışıyorum. Aklımda çok fazla fikir birikti. Yapmak istediğim çok fazla video fikri var ama işte yavaş yavaş oluyor...

Tabi ki hayat sadece bunlardan ibaret değil. Bir de işin sıkıcı kısımları var. Okulun son demleri ve bitmeli artık mesela. Sonrasında askerlik var...

O zamana gelene kadar haftada üç gün gönüllü (bknz. gönüllü) staj yaparak kendimi mesleki anlamda geliştirmek istiyorum fakat böyle bir staj bulmak Türkiye şartlarında neredeyse imkansız. Çünkü tek bir gerekliliği var bu stajın, oda bende yok... (bknz. torpil.)

Bu aralar...
Aslında bu aralardan kastım 2016'nın tamamı oluyor... Sıkıntılıyım. Tüm yıl boyunca kozmik şakacıyla beraber takıldım desem abartmış olmam, inanın. 2016 yılındaki beni tanısaydı eğer Murphy, kanun falan yazmazdı eminim.

Şimdi size 2016'mı özetliyorum.
Birçok işim ters gitti. Birçok şey istediğim gibi olmadı. Birçok şey saçma sapan hale geldi. Bu durumlardan bazılarını farklı şekilde anlatmayı planladığım için burada detay vermiyorum ama 2016 genel olarak meymenetsiz bir yıldı.

He, iyi şeyler olmadı değil, oldu. Ama artılar ve eksiler toplandığında sonuç ekside kalıyorsa, söylenecek bir şey yok demektir.

O yüzden 2016 gidecek diye hiç üzülmüyorum. Ne hali varsa görsün! İşin komik tarafı 2016'ya karşı böyle iyi! dilekler besleyen tek kişi ben değilim. Yakın çevremde benzer durumdan muzdarip başka insanlarda var. Hatta ulusal ve uluslararası yaşanan olaylar da göz önüne alındığında 2016'nın genel olarak ve insanlığa karşı sürdürmüş olduğu bir nemrutluk olduğunu söyleyebilirim.

Neyse, yeni yıla daha çok var. Bu bir yıl sonu kapanış yazısı değildi. Kapanışta da yazacağım hiç şüphesiz.  Bu bir can sıkıntısı bülteniydi ve şimdilik bitti.


2 yorum:

Blogger tarafından desteklenmektedir.