O Halde #SenKimsin


Bir gün herkes Fenerbahçeli olursa, Galatasaraylı ya da Beşiktaşlı ya da herhangi X takımlı olursa, birgün herkesin aynı takım taraftarı olduğu bu atmosferde sizin o takımın taraftarı olmanızın bir anlamı kalacak mı?

Youtube'da hazırladığım önceki videolarımdan birinde bu soruyu size sormuştum. Farklı olmanın kötü değil aslında bizim için iyi bir şey, hatta bir ihtiyaç olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Ama daha da öncesine gidersek, ben bu soruyu önce kendime sordum. Kendi içimde bir cevap aradım bu soruya. Ve bu arayış sonucunda da herhangi bir şeyi fanatizm derecesine kadar savunmanın yanlış bir eylem olduğuna karar verip, hayatımdaki her duruma, olguya, kişiye her şeye arada bir mesafe bırakarak ve anlamaya çalışarak yaklaşmaya başladım. Kendime sorduğum bu soru için verdiğim cevaplar, benim gibi düşünmeyen, benim gibi davranmayan, benim gibi olmayan insanlara saygı duyabilmeyi öğretti bana. “Öteki” olarak görüp dışlamanın yanlış olduğunu öğretti.

Dipnot: Ama ne kadar farklılıklara saygı göstermeye çalışsam da ego, menfaat ve art niyetle hareket eden insanları anlayabilmekte zorlanıyorum.

Kendime sorduğum farklı sorularda vardı? Zaman zaman “Ben burada ne yapıyorum” diye sorarım kendime mesela, olduğum yerdeki varoluş amacımı yitirmemek için ya da amacımı yitirdiğimi düşündüğüm anlarda yeni bir amaç belirleyebilmek için…

Ya da bazen, ben kimim diye sorarım kendime. Bugünde bunu yapacağım. Bugünde, ben kimim diye soracağım.

Ben Kimim?

Ben birçok şey yapmak isteyen biriyim. Birçok şeyi merak eden ve bunları öğrenmeye çalışan biriyim. Bu merak ve öğrenmenin bir meyvesi olarak burada sayılırım zaten. Merak ettim. Web site kurmaya başladım. Merak ettim. Fotoğraf çekmeye başladım. Merak ettim ve bir radyo yayını yaparken buldum kendimi. Merak ettim videolar çekmeye, anılar biriktirmeye başladım. Ne gelirse, meraktan geliyordu cidden…

Bir de hep yazdım ben. Aslında ortaya çıkan metnin türünü çok önemsemedim hiçbir zaman. Bir şiir, bir deneme ya da bir öykü olması önemsizdi. Önemli olan o satırlar vesilesiyle bir şeyler anlatabilmiş olmamdı. Blog yazmakta bunun bir uzantısı oldu diyelim. Sonrasında yine merak, öğrenme arzusu, ortaya birşeyler koyabilme çabası yazdıklarımı kitaplar haline getirebilmemi sağladı. Yıllar hızla geçerken, bir şeyler anlatmak için yazmanın yeterli olmadığını hissedip konuşmaya da başladım. Önce radyo benzeri eylemlere girişip ardından soluğu youtube da aldım.

Aslında hobilerimi kategorize edecek olsam, ilk sıraya öğrenmeyi koyardım muhtemelen. Fakat öğrenmenin, kendini eğitmenin içinde bulunduğumuz sistemde, okul sıralarından geçmediğini kavradığımdan beri bu öğrenme ihtiyacımı kendi çabamla, araştırmalarımla karşılamaya çalışıyorum. İstanbul Üniversitesi’nde Ön Lisans’ı tamamladım. Anadolu Üniversitesi ve Marmara Üniversitesinde bu çabayı sürdürüyorum hala. Fakat esas öğrenim, esas eğitim kişinin bizzat kendisine bağlı bunu biliyorum. İnsanların bir şeyler öğrenmesinden korkarak eğitim veren sistemlerin bu amaca hiçbir artı katmayacağını biliyorum.

Her zaman doğru bildiğini söylemeye çalışan biri oldum ya da bir arkadaşımın dediğine göre insanlara duymak istediği şeyleri söylemeyi beceremeyen biriyim. Yani bilirsiniz işte, biri size gelip bir konuda fikir istediğinde aslında sizin onu onaylamanızı bekler. Siz o zarar görmesin diye açıklamalara girişip, bu durumu onaylamazsanız, kötü olursunuz.

Neyse, özetle ben, 25 yaşımdayım. Adımı zaten biliyorsunz. Kendimi bildim bileli ev sahipliğimi yapan şehir İstanbul. Kova burcuyum. Ben insanım. Hatalar yapıyorum. Bunlardan ders alıyorum. Öğreniyorum. Güldüğüm ve ağladığım zamanlar oluyor. Kitap okuyorum. Film izliyorum. Düşünüyorum. Seninle aynı fikirde olabilirim. Seninle aynı şeyleri düşünüyor olabilirim. Ya da seninle iki zıt kutupta olabilirim. Ama bu önemli değil. Ben sana saygı duyuyorum.

Bunları anlatmamın nedeni, seni tanımak istiyor oluşumdu. Beni tanıdın, o halde sen kimsin?



Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.