Bir Kitap: Sahilde Kafka Üzerine - Haruki Murakami [Video]
Doğan Kitap’tan çıkan Haruki Murakami’nin Sahilde Kafka adlı bu romanının en güzel yanı 652 sayfalık oldukça uzun bir romanı okuduktan sonra pişmanlık duymamak, vaktinizin boşa gittiğini düşünmemektir sanırım. Bu önemli.

Kimi okur, Murakami'yi yaşayan en iyi yazar olarak görmekte ve özellikle Batı’da en çok sevilen okunan japon yazar durumundadır. Murakami yayımladığı ilk kitabından bu yana birçok ödül almış bir yazar. Sanırım ödül koleksiyonunda tek eksik Nobel Edebiyat ödülü, onu da aldığında ki bence önümüzdeki yıllarda alacaktır diye düşünüyorum; ödül koleksiyonu tamamlanmış olacak.

Yazar ilk kitabından beri ödüller alıp, tanınmaya başlasa da Murakami’nin en büyük çıkışı İmkansızın Şarkısı adlı kitabıyla 1987 olmuş. Ardından Zemberekkuşu’nun Güncesi ile bu ilerleyişini sürdürmeye devam etmiş ve sonrasında da her çıkan yeni kitabıyla adından söz ettirmeyi başarmış.

Sahilde Kafka, Murakami’nin 2009 yılında yayımlanan kitabı ve bu kitabı da World Fantasy Ödülünü ve Franz Kafka Ödülünü almış.

Romanın konusuna bir göz atacak olursak, 15 yaşında bir karakterimiz var. Annesi ve ablası tarafından çok erken yaşlarda terk edilmiş olan bu karakter, babasıyla yaşamakta ama babasıyla da pek anlaşamamaktadır. Babası karakterimize çok kötü bir kehanetten bahseder. Er ya da geç karakterimizin yaşayacağı bir kehanet bu.

İşte Kafka Tamura babasının bahsettiği bu kehanetten sonra 15 yaşındayken evi terk etmeye karar verir. Bir anlamda özgürlük arayışıdır bu. Bu kehanetten kaçmak ya da tam tersi üstüne üstüne giderek bir an önce gerçekleşmesini sağlayıp rahatlamak…

Kitapta ki karakterlerin neredeyse hepsi farklı boyutlar arasında kalmış karakterler. Nakata amca, Kafka Tamura, Oşima, Saeki hanım hatta Johnnie Walker ve Albay Sanders… Kitap baştan sona metaforlar, imgeler üzerine kurulmuş diyebilirim. O yüzden böyle bir içeriğe sahip 650 sayfalık bir kitabı okuyup, sindirmek, her detayın yerine oturması biraz zor doğrusu.

Bunun yanısıra kitapta birçok önemli yazarın önemli eserlerine de göndermeler yapılıyor. Sadece Kafka Tamura’nın yaşadıklarıyla bile Franz Kafka’nın Gregor Samsa’sını anımsamak zor değil. Üstelik sadece farklı romanlara değinmekle kalmamış Murakami bu romanında; Sahilde Kafka’da yunan mitolojisinden izlerde görüyoruz, Freud’dan da, Şintoizm’dende… Roman, birçok farklı konuya, duruma değiniyor ve bu yüzden bu kitabı okuyup tam anlamıyla her detayını anlayıp, sindirmek mümkün değilmiş gibi hissediyorum. İşin aslını Murakami’den başkası bilemez bence.

Sözü fazla uzatmadan şunu söyleyeyim. Kitap 650 sayfalık oldukça göz korkutan bir kitap olmasına rağmen, sıkmayan bir kitap. Yazar fantastik detaylarla o sürükleyiciliği daima canlı tutmayı başarmış bana göre. Bence sıkıntı, finalde. Böylesine kapsamlı, böylesine detaylar saklanmış, metaforlar, imgeler, konuşan kediler, gökten yağan balıklar, sülükler, astral seyahat ve daha birçok konuyla detaylandırılmış böylesi bir roman, finalde cevaplanması gereken birçok soruyu beraberinden getiriyor. İşte bana göre final size bu soruların tüm cevabını vermiyor. En azından ben kitabı kapattığımda, hala cevabını alamadığım birkaç şey olduğunu düşünmüştüm. Fakat işin güzel tarafı bu durum kitabın kötü tarafı değil. Çünkü bu eksik kalan sorular bilinçli olarak eksik bırakılmış gibiydi…

Sonuç olarak okuduğum ilk Murakami kitabı olan Sahilde Kafka’yı ben beğendim. Bu kitabı bir blogger arkadaşım göndermişti ve çok uzun zaman kitaplığımda durdu. Kitabı bitirdiğim zaman, bu kadar beklettiğim için kendime kızdım ben. O yüzden sizde bekletmeyin, okuyun bence…
Zincirsiz | Bu Filmi İzledin mi? [Video]

Film izlemeyi seven herkes muhtemelen Tarantino'nun bir filmini izlemiştir. İzlememişse bile afişlerini falan görmüştür. Hadi o da olmadıysa adını duymuştur. Neredeyse yaptığı her filmle adından söz ettiren bir yönetmen o. Bu filmlde de senarist ve yönetmen Tarantino... Ve güzel bir film. Hikayedeki oyuncularda iyi olunca, ortaya seyrine doyulmaz bir film çıkıyor.

Hikaye, zenci bir kölenin, zincirlerinden kurtuluşunu, karısına kavuşmak ve kazandığı özgürlüğünü korumak için verdiği mücadeleyi anlatıyor. Öyle bir dönem ki, ata binen bir zenci görmek bile insanları çileden çıkartıyor. Böyle bir atmosferin içinde Django'nun hikayesi bize birçok duyguyu beraber hissettirecek.

Hikayenin güçlü karakterlerinden biri olan - ki aynı zamandan benim favori karakterimde olan - Dr. Schultz, esas mesleği dişçilik olsa da meslek olarak kendisine ödül avcılığını seçen bir karakter. Öncelikle söylemeliyim ki film boyunca ekranda Haluk Bilginer'i izliyor gibiydim. Çok benzettim.

Filme bambaşka bir renk katan bu karakter, ölüsüne ya da dirisine ödül konan suçluların peşine düştüğü sırada yolları Django ile kesişir. Öncelerinde bir köle olan Django kendini bir anda bir ödül avcısı olarak bulacaktır. Dr. Schultz ile Django'nun birlikte yaptığı işleri ve sonunda Django'nun karısını kurtarmak için giriştikleri mücadeleyi keyifle izleyeceksiniz.

Filmin kadrosu da oldukça iyi... Leonarda Di Caprio, Christoph Waltz, Jamie Fox, Samuel Jackson bunlardan birkaçı...

Dr. Schultz karakterini böylesine harika bir performansla canlandıran Christoph Waltz, bu başarısının karşılığından Altın Küre'de en iyi yardımcı oyuncu ödülünü ve En iyi yardımcı erkek oyuncu oscarını almış.

Film ayrıca Quentin Tarantino'ya, en iyi özgün senaryo oscarı, altın küre en iyi senaryo ödülü, en iyi yabancı film ödülü falan kazandırmış.

Ayrıca filmdeki diğer oyuncularda sergiledikleri performansla çeşitli ödüller almışlar. Sonuç olarak Zincirsiz benim için tavsiye edilecek bir film ve ediyordum da... O halde soruyorum; bu filmi izlediniz mi?

Sizce film nasıldı?

Bumerang - Yazarkafe