Neden Okumuyoruz, Neden Okumalıyız, Ne Okumalıyız? [Video]


Neden Kitap Okumuyoruz?

Bu soru karşısında üretilen kallavi bahaneler arasında kitaplar pahalı ilk sırada yer alıyor. Evet doğru. Kitaplar pahalı. Çünkü yazarın yazma sürecini tamamlaması ve o yazılanların bir kitap haline getirilip raflarda sergilenmesi arasındaki süreçte o kadar çok farklı işlem gerçekleşiyor ki ve bu her işlem ayrı bir maddi yük anlamını taşıyor ki kitap raflara ulaşana kadar fiyatı arttıkça artıyor. Buna yapacak çok bir şey yok gibi… Belki, bir ihtimal devlet kitap okumayı teşvik etmek amaçlı bu konuya müdahale edebilir. Birgün böyle bir çalışmanın yapılması beklentilerimiz arasında diyelim, her neyse…

Peki ne yapacağız?

Öncelikle eğer gerekli gereksiz bir çok şeye para harcayabiliyorken kitaba gelince pahalı diye bahane uyduranlardansanız o kitaplar ücretsiz olarak dağıtılsa da sizin için bir şey ifade etmeyecektir. Kabul edelim. Yapılması gereken ilk şey bu bahaneden vazgeçmek. Çünkü yapılan araştırmalara göre kişi başına 1399 sigaraya karşın 7 kitap düşüyormuş… Eğer bu rakamlar reelse, durum kötü…

İkinci seçenek sahaflara ve diğer kitapçılara yönelmek. Sahaflarda ve birçok kitapçıda ikinci el kitap alım satımı yapıldığı için okumak istediğiniz bir kitabı çok daha uygun fiyata satın alabiliyorsunuz.

Bir başka seçenek ise kütüphaneler. Kütüphanelere üye olabilir yaklaşık 1 aya varan sürelerde ödünç kitap alabilirsiniz.

Ve son seçenek... Siz okumuyor olsanız da muhakkak çevrenizde okuyan birileri vardır. Onlardan ödünç isteyebilirsiniz. Fakat burada dikkat edilmesi gereken en hassas konu ödünç aldığınız o kitapları zamanında ve yıpratmadan, aldığınız gibi geri iade ediyor olmanızdır. Çünkü ödünç aldığınız bir kitabı aylarca geri vermezseniz ya da yırtılmış yıpranmış bir şekilde geri vermeye kalkarsanız muhtemelen ikinci bir kitap alma ihtimaliniz olmaz. Vermeyecektir. Çünkü sizin için bir anlamı olmayan o kitap, kitapseverler için tahmin edemeyeceğiniz kadar değerlidir.

Bir başka bahanemiz, aslında bu bahane günümüz hareketliliğini de göz önünde bulundurunca ilk sırada bile yer alabilecek bir bahane: Kitap okumaya zamanım yok. Şimdi bundan pek emin değilim. Aşılabilir bir problem gibi görünüyor diyelim. Bende zaman zaman bu bahaneden mustarip oluyorum… Ve şöyle bir önerim var. Günün büyük çoğunluğunu toplu taşımalarda geçiriyoruz. Toplu taşıma okumak için en iyi ortamlardan biri. Etrafta onlarca insan boş boş birbirine bakıp dururken ve orada geçen zamanı boşa harcarlarken siz bir köşede kitabınızı okuyabilirsiniz. Buna alıştıktan sonra daha çok keyif alarak okuyacağınızdan emin olabilirsiniz. Hatta bir süre sonra oturacak bir yer bulmuş olmanızın da bir önemi olmayacak, bir yere tutunup ayakta okumaya çalışacaksınız.

Eğer toplu taşımada kitap okumak size göre değilse, o halde bir başka önerim şu olacak. Kendinize bir sınır belirleyin. Mesela sınırımız günde 20 sayfa olsun. Gün içinde hiç vakit bulamıyorsanız bile yatmadan önce 20 sayfa kitap okumaya çalışın. Hatta başlangıçta 10 - 15 sayfa okuyun, sonra bu sayıyı arttırmaya çalışın. Ve bu rutini bozmamaya özen gösterin. Tabi ki gece yatmadan önce okumanız da şart değil, erken kalkıyorsanız ve sabah okumanız sizin için daha uygunsa bunu sabah yapın. Ama yapın. Günde 20 sayfa demek ayda 1-2 kitap bitirmek demektir. Ya da Barış Özcan’ın taktiğini deneyin, her günü bir zincirin parçası olarak düşünün ve he gün günde 10 dakika kitap okuyun. Bunu her gün aksatmadan yaparak zincirinizi uzatmaya ve zinciri kırmamaya çalışın. Barış Özcan’ın Zinciri Kırma adlı videosu bu konuda ve birçok konuda süreklilik sağlamak açısından işinize yarayabilir. O videoyu da muhakkak izleyin.

Üçüncü bahanemiz Zaman Kaybı ya da kitap okumayı gereksiz olarak düşünmek. İlginçtir kitap okumayı hiç sevmeyen, gereksiz ve zaman kaybı olarak gören kişiler genelde ya hiç kitap okumamış kişilerdir ya da bir kitabı okumaya kalkışmış ama yarım bırakmış ve kitap okuma eylemini eleştirmeye başlamış kişilerdir. Şimdi hiç kitap okumamış kişilerin kitap okumak üzerine fikir beyan etmeleri çok gerçekçi değil bana göre. Yanlış kitapla başlayıp okumayı sürdüremeyen kişiler içinse, başlangıçta yaptıkları o yanlış seçim şüphesiz talihsizliktir. Çünkü gerçekten bazı kitaplar dili, anlatımı, içeriği bakımından oldukça ağır olabiliyorlar. Bu nedenle doğru kitapla başlamak hatta sonrasında da doğru kitapları okuyabilmek çok önemli… Ayrıca kitap okumak demek o satırlarda hayat bulan hikayenin içine dalabilmek, canlandırabilmek, zihinsel olarak o olayları yaşayabilmek demektir. Bunu yapamazsanız muhtemelen zevk alamazsınız. Bu düşüncede ki bir başka etkende böyle bir alışkanlığın ailemizde, büyüdüğümüz çevrede de olmayışıdır. Kitap okuyan bir aile ortamında büyüyerek bu alışkanlığı kazanmış olmak büyük bir avantaj fakat böyle olmaması bunun arkasına sığınabileceğimiz anlamına gelmez. Bir yerden başlamamız gerekiyor. Bir yerden başlayalım ki bizden sonrakilerin okumuyor olmasının sebebi de biz olmayalım.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, Bir Japon yılda ortalama 25 kitap okurken, Bir İsviçreli 10 kitap okurken, bir Fransız 7 kitap okurken bizde yılda 6 kişiye 1 kitap düşüyor.

Yinede tüm bahanelere rağmen son yıllarda kitap okuma durumunda bir artış olduğunu düşünüyorum ben. Söz konusu durumda bir yükseliş var. Neticede tüm bu istatistiklere yansımayan bir korsan gerçeği var. Bir çok insan korsana yöneliyor fakat bu yönelmeler, bu okumalar kayıtlara geçmiyor.

Peki Neden Kitap Okumalıyız?

1) Kitap okumayan insanların tek bir hayatı vardır. Fakat kitap okuyan bir insanın kendi yaşamı dışında konuk olduğu, bir şekilde yaşamış gibi olduğu, tecrübe ettiği birçok hayat vardır. Bu bize deneyim kazandırır. Bilmediğimiz bir çok şeyi öğrenmemizi sağlar. Artılar katar.

2) Müthiş bir zaman değerlendirme aracıdır. Bakın boş zaman değerlendirmek için iyi bir araçtır demedim. Bir boş zaman aktivitesi gibi düşünmeden, aksine ona zaman ayırmak, onunla zaman geçirmek önemli.İster toplu taşımada olun, ister başka bir yerde… Çıkartın kitabınızı okumaya başlayın.

3) Kelime dağarcığınız ve hitabet yeteneğiniz okuduğunuz her satırla daha da artacaktır.

4) İstisnası elbette olabilir fakat genel olarak yazmak okumakla mümkündür. Daha iyi yazmaksa, daha çok okumakla…

5) Zamanda yolculuk yapmak için bir zaman makinesinin icad edilmediğini düşünüyorsanız yanıldınız. Kitap, bir zaman makinesi görevi görür. Kitabın içinde ki hayata konuk olarak, o hayatın geçtiği zamana da tanık olursunuz. Geçtiğimiz günlerde okuduğum kitaplardan biri beni 802.701 yılına götürmüştü mesela.

6) Kitap okurken beynimizin iki lobunu birlikte kullanılırız. Bu beyin gelişimini olumlu yönde etkiler.

7) Ve son madde. Bu son madde, bence en önemli madde. Kitap okumalıyız, çünkü örnek olmak zorundayız. Bizden sonrakilere, çocuklara… Çünkü biz okumazsak, onlarda okumayacaklar…

Peki Ne Okumalıyız?

Kitap okumaya yeni başlayacaksak eğer mümkün olduğunca rahat okunacak, zorlamayacak kitaplar seçmek gerekiyor bence. Mesela çok sayfalı kitapları tercih etmemekte fayda var. Çok fazla uzun olmayan bir kitaba başlayıp bitirdiğinizde bir kitap bitirmiş olmak sizi sonraki kitapları okumak için motive edebilir.

Ama tabi bu kitabın sadece sayfa sayısı değil içeriği de önemli. Mesela ilk okuldayken hep klasikler önerilirdi. Ben önermiyorum. Hepsi için geçerli değil tabi ama genel olarak başlangıç için çok iyi seçim olmayabilirler. Çünkü klasikler genelde durağan ve dili ağır kitaplar oluyor ve bu da okumayı zorlaştırıyor. Yeni başlayan biri bu yüzden kitabı yarıda bırakıp, kitap okumaktan kaçınmaya başlıyor. O yüzden bence kolay okunan ve hikayede ki hareketliliğin yüksek olduğu kitaplar seçmekte fayda var. Bu nedenle polisiye, bilim kurgu hatta fantastik türde ki kitaplar iyi bir tercih olabilir. Kitap okumaya alışmak için, kitap okumayı sevdirmek için işe yarar diye düşünüyorum. Ya da 1-2 sayfalık metinlerden oluşan deneme ya da öykü kitapları da tercih edilebilir. 

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.