Kara Deliklere Gülümsemek [Video]



Yıldızları sever misiniz? Güzel bir akşam, temiz bir gökyüzü ve hepsi özenle dizilmiş gibi geceyi aydınlatırken; yıldızları izlemeyi kim sevmez ki?

Kara delikleri ve insanı bir arada düşündüğüm zaman, günümüz şartlarına rağmen hala gizemini koruyan bu deliklerin aslında bize ne kadar yakın olduğunu hissettim. Hatta sadece bu kara delikler değil, o sevdiğimiz yıldızlarda bize o kadar yakındı ki… Sanki zihnimizde minyatür bir evren taşıyorduk biz de…

Oysa fiziksel olarak böyle bir yakınlıktan söz edemeyiz. Kafamızı kaldırıp baktığımızda bize parlayan yıldızın o an ki ışığı aslında 4-5 yıl belki de çok daha fazla yıl öncesine ait bir ışık olabilir. Taşkın Tuna, Uzayın Sırları adlı kitabında bize en yakın yıldızın ışığının dünyaya 4 küsür yıl sonra ulaştığından bahsediyordu. Güneşin ışınları bile 8 dakika sonra dünyaya ulaşıyor. Bizim baktığımızda gözlerimizi kamaştıran o güneş ışınları aslında 8 dakika önce güneşten çıkmış olan ışınlar yani… O halde bu denli bir uzaklık söz konusu iken nasıl bir yakınlıktan bahsedebiliriz ki?

Hadi bunu hayal edelim. Zihnimizde bir evren olduğunu varsayalım. Elbette bu uçsuz bucaksız, sonsuz evrene kıyasla bizim bu minyatür evrenimiz daha mütevazi olacak. Kendi haline kişisel bir evren bu…

Bu kişisel evreninizde kara deliklerin mi olmasını isterdiniz, yoksa yıldızların mı? Ben şahsen tüm bu gizemine, merak uyandıran yönlerine rağmen zihin evrenimde bir kara delik olsun istemezdim? Siz de istemezsiniz bence çünkü kara deliklerden bahsediyoruz. Yani ömrünü tamamlamış devasa bir yıldızın müthiş bir patlamanın ardından sönmesi, içine çökmesi, küçülmesi ve nihayet sonsuz bir noktaya dönüşmesi sonucu oluşmuş bir kara delik… Söz konusu bu yoğunluk o kadar fazladır ki bu arkadaşlar yanından geçen her şeyi içine çekmeye başlıyorlar. Düşünün saniyedeki hızı 300 bin kilometre olan ışık bile bir kara deliğin çekim gücü karşısında çaresiz kalıyor. Görkemli ışığımız ışınlarını bu çekimin gücüne kayıtsız şartsız teslim ediyor…

Zihninizin orta yerinde böyle bir şey olsun istemezsiniz. Çünkü zihninizde bir kara delik olması demek tüm hislerinizin, düşüncelerinizin, anılarınızın, hayallerinizin bir hiçliğin ortasına çekilmesi demek. Düşünün, böyle bir güç tarafından sizi yaşama bağlayan tüm iyi şeyler yok edilse, iyi şeyler hissetmeyen, iyi şeyler düşünmeyen, iyi şeyler hatırlamayan, iyi şeyler yaşamayan biri haline gelseniz, bu hayata nasıl tahammül ederdiniz?

Geride bomboş, tüm güzel hislerini yitirmiş, yaşama tutunmak için hiçbir sebebi kalmamış, bunalımlara, depresyonlara girmiş, biçare halinizi düşünebiliyor musunuz?

Çünkü hepimizin zihninde ona gücünü toplaması için fırsat vermemizi bekleyen birer kara delik hatta kara delikler var. Biz aslında her gülümsediğimizde, her hayal kurduğumuzda, mutlu olduğumuzda hatta aşık olduğumuzda o korkunç arkadaşlara birer darbe indirmiş oluyoruz.

Bu apaçık bir savaş!

Umutsuzluk, karamsarlık, aşırı beklentilere sahip olmak gibi tutumlar bizim kara deliklerimiz işte… Umudumuzu yitirdiğimizde ileriye yürümekte zorlanırız. Yaşamak bir çeşit mücadele değil mi zaten? Umutsuzluğun bizden, bizi ayakta tutan gücü almasına izin verirsek nasıl mücadele ederiz? Ya da karamsarlık, o da aynı… Eğer bir ilham kaynağı olarak sığındığınız bir melankoli hali olarak bu bakış açısına bürünüyorsanız sorun yok. Fakat bu karamsarlık hayata salt bakış açınız haline gelmişse sıkıntı. Sadece hüznü, kederi, olumsuzu, imkansızı görmek, bakış açımızı sadece buna odaklamak bize ne kazandırır? Bizi umutsuzluğa sürüklemekten, yürümek zorunda olduğumuz şu yoldan ayırmaktan başka ne kazandırır? Hiç… Buradan çıkaracağımız bir başka sonuçta bizdeki bu kara deliklerin birbirlerini çektikleri ve bir arada daha da büyüyerek güçlendikleri olabilir. Karamsarlık, umutsuzluğu getirir. Sonra buna yalnızlık, boşluk hissi, mutsuzluk falan dahil olur. Yani kara delikler birleşir, büyür, güçlenir ve üzerimizdeki etkileri daha da fazla olur. Onlar büyüdükçe bizim yaşam enerjimiz azalır.

Peki zihnimizdeki bu evrende kara delikler varda, yıldızlar yok mu? Var. Hatta bu kara deliklerin evrenimize hükmedememesi ve bizim yaşam enerjimizi sömürememesi için de o yıldızlara ihtiyacımız var bizim.

Negatif düşünce = Pozitif düşünce…

Aslına bakarsanız negatif düşünce genel olarak bizim kara deliklerimizi oluşturuyor. O zaman düz mantıkla bizim pozitif düşüncelere sarılmamız gerekiyor diyebiliriz. Pozitif düşünce, bizim yıldızlarımız. Yapılan araştırmalara göre negatif düşünceden kurtulmanın tek yolu pozitif düşünmeye odaklanmak! Bu… Çünkü neye odaklanırsanız, kendinizi onu düşünürken, onu hissederken bulursunuz. Yani bir anlamda anneler, nineler biz olumsuz bir şey söylediğimizde kötüyü çağırma diye bizi azarlardı ya, haklılar. Çağırmayın onları.

Ayrıca negatif duygular kolay yansıtılıp, kolay algılanan bir davranış biçimi. O yüzden pozitif insanlarla, pozitif ortamlarda olmakta bir başka önemli nokta.

Az önce bunun apaçık bir savaş olduğunu söylemiştim. Aslına bakarsanız bu savaşta en önemli silahımız, gülümsemek. Gülümseyerek, gülümsenmesini sağlayabilirsiniz. Çevrenizdekilerde gülümsediğinde, gülümseyişiniz artar ve bu böyle artarak gider.

O halde şimdi derin bir nefes alıp, zihnimizdeki tüm karadeliklere inatla ve itinayla gülümseyelim; zafer bizim olsun!

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.