Bir Hipnotik Alan Belirlemek [Video]


Hipnoz denince aklınıza ne geliyor? Zihninizde elindeki cep saatini ya da benzer bir objeyi gözünüzün önünde sallayıp, soğukkanlı ve gizemli ses tonuyla “şimdi rahatla ve derin bir uykuya daldığını düşün” diyen biri belirdi mi?

Psikolojiye göre hipnoz insanı telkine açan, bir tür uyku – uyanıklık arası durumudur. İlk zamanlarda büyücülüğün bir dalı gibi görülüp bilim insanları tarafından önemsenmeyen bu uygulama 19. yüzyılın sonlarında bilimsel yaklaşımlarla araştırılıp, incelenmeye başlanmış ve büyücülük yaftasından kurtulup bilimin bir konusu haline gelmiştir.

İnsanın trans durumuna gelerek, telkine yatkınlık göstermesi hali olarak düşünülen hipnoz, sanılanın aksine zihin kontrolünden ziyade, yönlendirmeli bir rüya gibidir. Hipnoz altındaki kişiler kendilerinin farkındadırlar ama iradelerini kullanabileceklerinin farkında değil gibi davranırlar. Daha önce bir hipnoz durumuna geçtiğiniz oldu mu? Bu telkine ve yönlendirilmeye açık olduğumuz anları yaşadınız mı?

Belki bilimsel anlamda buna vereceğiniz cevap hayır olacaktır. Fakat hepimiz hiç farkında olmadan ve bu bahsedilen süreçlerden biraz daha farklı olarak kendimizden geçebiliyoruz. Telkine ve yönlendirmelere karşı korunmasız durumlarımız oluyor.

Hiç kendinizden geçmiş bir halde televizyon izlerken bir an kendinize gelip, onca saatin nasıl geçtiğini anlayamadığınız oldu mu? Ya da televizyonda açık olan herhangi bir program, bir dizi ya da film gibi herhangi bir görüntüye bakıp kaldığınız, aslında sevdiğiniz, takip ettiğimiz bir program olmamasına rağmen başından kalkamadığınız olmadı mı hiç? Mutfağa gitmeniz lazım. Şimdi kalkıyorum, kalkacağım diye içinizden söylenirken dakikalarca belkide umurunuzda bile olmayan bir programa bakıp kalmadınız mı? Ya da boş bir zamanınız olduğunu düşünün. O an yapmanız gereken bir şey yok. Canınız film izlemek falanda istemiyor. Kendinizi amaçsızca bilgisayar ekranına boş boş bakarken bulmadınız mı? Bir twitera bakayım öyle uyurum diye yatağa girmenizin ardından dakikalar sonra hala sayfayı kaydırıp daha aşağıya daha aşağıya inmek için çabaladığınızı fark ettiğinizde mi olmadı?

Hipnoz psikolojinin bir dalı olarak görülebilir. Uygulanması için çeşitli etkenlere de ihtiyaç vardır. Ama farklı bir bakış açısı ile baktığımızda, artık günümüzde bir çok şeyin etkisi altına istem dışı girerek meçhul bir hipnotizörün yönlendirmelerine boyun eğmiyor muyuz? Yaşam alanımızın her santimetre karesi bir hipnotik alana dönüştü adeta. Gelişen teknoloji ve yaşamın, insanın, dünyanın geldiği nokta itibariyle banim şahsi düşüncem bu etkilerin olmadığı, bu etkilerden uzak bir yer bulmak oldukça güç. Elbette seçenekler mevcut ama bu seçeneklerin kabul edilmesi kolay değil.

O yüzden ben diyorum ki madem bu kaçınılmaz hipnotik etkiler altına gireceğiz, en azından bunun seçimini kendimiz yapabiliriz. Deneyebiliriz? Mesela hiç farkına varamadan televizyonun ekranına bakarak geçirdiğimiz saatleri, sahilde denizi, martıları, vapurları seyredek harcayabiliriz. Denizin, temiz havanın, martı seslerinin, doğanın bizi hipnozu altına alması, televizyonun ve artık her reklamda, dizide, programda bir yerlere sıkıştırılan telkinlerin, yönlendirmelerin bizi hipnozu altına almasından daha iyidir. Televizyonun bize sunduğu şu parfümü kullanırsan bütün kadınlar senin peşinden koşar, bu pantolonu giydiğinde senden kralı yok, bu saati takıyorsan sen adamsın alt mesajlarına ihtiyacımız var mı gerçekten? Bizim doğaya ihtiyacımız var. Bizim kendimize ihtiyacımız var. Bizim insana, iletişim kurmaya ihtiyacımız var. Bu hayat hiçbir amaç olmaksızın facebook anasayfasını aşağıya doğru kaydırmakla, bütün boş vakitlerde twit okumakla sadece boşu boşuna harcanmış olur.

İtiraf etmeliyim ki bu saydığım sosyal medya araçlarında hatta çok daha fazlasında birer profilim var. Hepsini kullanıyorum. Çok nadir istisnalar dışından televizyon izlemeyi bıraktım. Diğerlerini de mümkün olduğunca gerektiği kadar kullanmaya çalışıyorum. Ama buna rağmen evet, bazen içimden hiçbir şey yapmak gelmediği için facebook anasayfasının sonuna ulaşmak gibi bir amaç belirlemiş gibi ekrana bakıyor ve onu aşağıya kaydırıp durduğum oluyor. Ya da bazen aynısın twitera yapıyorum. İnstagrama yapıyorum.

O yüzden ben kendime bir çeşit yeni amaç belirledim. Bir çeşit kendi hipnotik alanını belirleme denemesi diyelim buna… Bundan sonra böyle bir an olursa yani hiçbir şey yapmadığım halde öyle boş boş ekrana baktığım bir an olursa ilk işim bilgisayarı kapatmak olacak. Sonra kitabımı elime alıp kaldığım yerden okumaya devam edeceğim. Canım okumak istemiyor mu? Belki bir şeyler yazmaya çalışırım. O da mı olmadı o halde çare müzik deyip müzik çalarımın play tuşuna basacağım… (play tuşuna bas ve müzik girsin) Bu da fayda etmiyorsa can sıkıntımı gidermeye, dışarıya çıkıp yürüyeceğim. Doğanın, toprağın, rüzgarın hipnozu altına girmek için… Belki böylesi çok daha iyi olur. Ne dersiniz?

2 yorum:

  1. arkadaşımın biri sübliminal mesajları araştırırken , bir konuşmamız üzerine tam da senin anlattığın gibi bazen istem dışı takılıp kaldığımızı , istemediğimiz programları izlediğimizi , merak etmediğimiz halde başkalarının facebook fotoğraflarını incelediğimizi konuşmuştuk. Ben de 5-6 yıldır tv izlemiyorum gerçi netten film ya da yabancı dizileri izliyorum ama bu dönemlik yaptığım bir şey oluyor. Sinemaya gitmek te hipnotik alan belirlerken kullanabileceğin bir yol, ya da tiyatro . Kitap vazgeçilmez tabii :D yine de artık sosyalleşemediğimiz (ne kadar çabalasak ta) zamanlarda yürümek gibisi yok , yağmur yağıyorsa ekstra keyif veriri ıslanmayı çok önemsemeyenlere :D sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Televizyon programları, sosyal medya araçları adeta tüketiliyor ve işin arka planında nelerin olduğunu bilmiyoruz. Tahmin edemeyeceğimiz kadar alt mesajlar, yönlendirmeler var. O yüzden azaltmaya çalışıyorum bu tüketimi ama yine de internetten film/dizi izlemek bende de devam eden bir alışkanlık :)

      Sinema, tiyatro, kitap... Hipnotik alan belirlerken ilk akla gelecek olanlar bence de...

      :)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.