Bir Kitap: Sinestezya




Sinestezi bilim insanlarına göre bir hastalık. Fakat böyle uzaktan bakınca çokta hastalıkmış gibi gelmiyor, daha cazip bir hal alıyor, canı çekiyor insanın... Ki sanırım bilim insanları da pek emin değil bu durumdan.

Düşünsenize haftanın günlerini renk olarak algıyor olsaydınız nasıl olurdu? Pazartesi mavi olsaydı, salı kırmızı... Ya da duyduğunuz sesler size koku olarak yansısaydı. Sevdiğinizin konuşması size papatya kokusu gibi geliyor olsaydı mesela nasıl olurdu?

Romanın konusu bu. Kendisi sinestezik annesi alzheimer olan bir karakterin, arkadaşlarının da yardımıyla annesini iyileştirmeye çalışmasının hikayesi. Tüm bu hikayeye eşlik eden aşkta var.

Başlangıçta biraz durağan gelse de bir noktadan sonra hız kazanan bir anlatım. Güzel bir kitap.

Kitaptan Alıntılar

Gökkuşağını görmek istiyorsan yağmura katlanacaksın. Her şey mükemmel olsaydı hiçbir şeyin değerini bilmezdik.

Ben hiçbir zaman hiçbir şeye ulaşamayacak bir insan grubuna dahilim. bu kadar basit. güzel şeyler üretmeye, güzel keşifler yapmaya çalışan, ama bir türlü beceremeyen bir insan grubuna. yazdığım her satır başka satırları, başka yazarların benimkinden daha güzel satırlarını anımsatıyor. yaptığım her resim ya da yazdığım her şarkı benden daha iyi ressamların benimkilerden daha iyi tabloların, benden daha iyi bestecilerin benimkilerden daha iyi şarkılarını çağrıştırıyor. yaptığım her bilimsel keşif daha önce yapılmış oluyor. asla giremeyeceğim kapıları çalıp durmaktan uzun zaman önce vazgeçtim ben.

Bir çocuk dünyayı ilk gördüğünde ondan korkmaz, ona hayretle bakar. Dünya, o büyüdükçe içini korkuyla, endişeyle doldurur. Neden? Neden ölüm; ölümün farkına varmak...

Şiir tek kişilik bir zevktir, yalnızlığın sanatıdır.





Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.