İki Bin On Altı

Dün gece bir haber bülteninde izledim, Türkiye en mutsuz ülkeler sıralamasında sonlardayken, umut konusunda daha istikrarlı bir duruş sergiliyormuş. Bu halk genel olarak mutsuz ama umutlu. Umudu elden bırakmıyor. Umut fakirin ekmeğidir atasözünü belki de bu yüzden bu millet bu kadar benimsedi.

Bu güzel bir şey. Umut etmek güzel bir şey. Aksi takdirde her şey çok daha kötü olabilirdi. İnsanın yaşamı borsa gibi inişler ve çıkışlarla dolu neticede. Yüksekteyken sıkıntı yok ama kimi zaman öyle diplere düşer ki insan; öyle karanlıkların içine gömülür ki nefes alamaz, yaşıyor olmak haz vermez, sıkılır. O dibe vurduğu anlarda yaşama tutunabilmesi için umut şarttır. Umut olmazsa olmazdır.

Bu sebeple ikibinonbeşin kapanış işlemlerini yapıp, kar kalemine bir çizgi çekip, zarar heybemizi yüklenerek kendimizi ikibinonaltıya devrederken; gelecek olan yeni yıldan hiç bir şey dilemiyorum. Çünkü ikibinonbeşten, ondörtten, onüçten ve dahi diğerlerinden dilenenlerin kaçı gerçekleşti ki? İkibinonbeş ne getirmiş ki ikibinonaltı ne getirecekmiş?

Tüm bunlar doğrultusunda bence yeni yıldan ya da yıldan bağımsız olarak genel olarak hayattan talep edilecek tek şey umut. Umarım hangi yeni yıla erersek erelim umut edebilme yeteneğimizi kaybetmeyiz.

İhtiyacımız olan en temel şey o.
Umut.

Bu şartla ikibinonaltı hoş gelebilir.
Benim için problem yok.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.