Action!

Büyüdükçe hayal kırıklığı koleksiyonunu artırma yeteneğini doğuştan edinmiş bir canlı insan. Ekstra çabaya gerek yok... Yaşıyor olmak kafi.

Meğer Yunus Özyavuz'un dediği gibi 'sıkıntı sıktığın zaman patlayan sivilce' değilmş...
Daha sinir bozucu, daha engellenemez ve yaşanılması pekte kaçınılmaz bir şeymiş.

Bir de Nana büyümeyi şöyle tanımlamış.

"Büyümek: Tehlikeyi önceden sezebilme yetisi kazandıran paranoyaklık, güven kaybı...."

Buradan çıkarılacak sonuca göre sıkıntıya sebep olan esas durum bizzat büyümenin kendisi de olabilir. Birbiri üstüne eklenen artı birlerin yaradığı iş, hayatımıza kattığı etki bu mu yani?

I don't know.

Bu böyle olacak gibi değil, bu böyle olmayacak hatta. Aynanın karşısında ki yerimi alıp, o aptal surete Action diye haykırmaya gidiyorum şimdi.

Bekleyin...

4 yorum:

  1. Action ... Ve dönüşün farklı olacak... Bu serzeniş ve başkaldırı da bunun en iyi habercisi ..

    YanıtlaSil
  2. Çok mahçup oldum şimdi, benden bahsetmekle kalmayıp üstüne alıntı yapmışsın. -buraya bir : ve p harfi koyasım geldi de onu bile yapmaya utandım-
    Erdicim Beyciğim umarım demek istediklerimi düzgün şekilde ifade edebilirim: Sıkıntı eğer büyümek kaynaklıysa aslında dünyanın dengesine kafayı takmaktan ileri geliyor. Sosyal varlıklarız ve dışarıda kalanlar bir şekilde mükemmel adapte oluyorken bazılarımız olamıyoruz. Ben olamayanlardan biriyim.
    Bu... Hani 13-14 yaş dönemin vardır, kıyafet bulmak işkencedir. (Benim zamanımda öyleydi) Aldığın kıyafet ya "çocuk işi" dir komik durur üstünde ya "genç işi"dir bu defa sen komik durursun o kıyafetin içinde.
    Kendi adıma yazayım yine, işte benim sıkıntımdı "öz"üm ve "dış dünya"nın bedenlerinin birbirini tutmaması.
    Klişe olacak belki. Derin bir suya atıldıysan, bir denize örneğin... Ancak dibe indiğinde yerden kuvvet alır yüzeye çıkarsın... Sen ayaklarını kuma vurduğunda "action!" ın yarattığı ses dalgaları karışmış denizin dalgalarına.
    Vurgunmuş, hipotermiymiş ne gam... Ayaklarını vurdun ya pırıl pırıl güneşin ışığına yüzersin o kuvvetle. Suyun yüzüne çıktığında dünya senin için özel dikim/tasarım kıyafetler uzatacak ;) Çünkü sen "Ben varım!" diyorsun.
    Anlatabildim mi demek istediklerimi bilemedim, umarım anlatabilmişimdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayat hep biraz çocuk işi hep biraz genç işi gibi, adapte olamayan belki de adapte olmak içinde can atmayan taraftayız biz. Bir klişedir ya hani, kaosun içinde ki düzenden bahsedilir. İşte kaosun içinde ki düzen gibi, bu gürültüsü bol yeryüzünün içinde ki saklı huzuru, o gürültüye teslim olmadığımızda ve dışarıda kalanlar bir şekilde mükemmel adapte olsa da biz böyle yarı aksak ilerlemekten kendimizi alamadığımızda buluyoruzdur. Bilmem ki...

      Sen bir mentollü al, bende bir karanfilli.
      Bu en iyisi :)

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.