Aşkgibimsi, Aşk ve 14 Şubat

Melankolikliğimin tavan yaptığı bazı vakitlerde, kendi kendime aşk mı değişti yoksa ben mi? diye sorar dururdum. Ve her seferinde aşkın mutasyona uğrayabilecek, evrim geçirebilecek bir olgu olmadığına karar verip, sorunun bende olduğuna kanaat getirirdim. Değişken hep ben çıkardım sonuçta. 

Gel gör ki bu aralar iyiden iyiye karıştı her şey, allak bullak düşüncelerim. Yitirdiğim duygularımın iki eli yakamda ve canı cehenneme felsefelerimin... Anlamsızlıktan anlam çıkartma çabaları yoruyor insanı. Düşünmemeyi öğrendiğim gün düzelecek sanırım her şey, ama o güne kadar nasıl katlanılacak? Hiçbir fikrim yok...

Aşkı da kendilerine benzetiyor insanlar; kendileri gibi yüzeysel, sahte ve bir çıkara bağlı... Aşk değişiyor, onların yüzünden. Aşktan bahis açılmaya görsün, cümleleri hep aynı: istiyor gibiyim, seviyor gibiyim, aşık gibiyim, değilim ama olabilirim... Aşk ne zaman aldı bu gibi takısını? Evet, kesinlikle aşk değişmiş olmalı! Çünkü aşkın gibisi olmazdı benim bildiğime göre. “Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmeyeceksin! Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin...” demiş Şems-i Tebrizi... İşte mesele bu... Siyahı seçip siyaha boyanmaya cesaret edemiyorsan, hep beyaz kalırsın. Bu da bir seçimdir. Ama kesinlikle ortası yoktur bu işin. Bembeyaz sayfalarında siyah mürekkep damlalarına yer yoksa, gibimsi düşüncelerle aşkı grileştirme çabaları neden?

O’nu sevip, O’na değer verip, aşka anlam katsın diye tüm duygularını O’na sunanlar ve bunun karşılığında, O’nun samimiyetsiz, sahte, gibimsi düşüncelerine gark olup ortada kalanlar var.

Siyaha bulanmaktan korkmayan ama kendini aşık gibi zannetmekten, aşık olmayı beceremeyen karakterlere değer verip, en gerçek duygularının, onların merdiven altı düşünceleri yüzünden birer balkabağına dönüşmesinden korkanlar var.

Bunun yanı sıra, siyaha boyanmayı göze alıp, bembeyaz sayfalarını aşkla dolduranlar, ruhları sarmaş dolaşken yürekleri raks edenler var.

Güne gözlerini açarken ilk O’nu görmeyi, ilk O’nu duymayı isteyenler var.

Avuçlarını yanaklarında gezdirirken bir nefes ötesinde, yanı başında olduğu halde deliler gibi O’nu özleyenler var.

Mesele, aşkla kirlenmeyi göze alabilmektir ve kirlenmek güzeldir aşkla...

Ve bugün aşkla kirlenen, aşkı göze alıp kirlenmeyi bekleyen, samimiyetsiz bir griliğin ardına sığınıp aşka ihanet etmeyenlerin günüdür. Kutlu olsun...



8 yorum:

  1. Aşk yüzeysel yaşandığı sürece zaten aşk olmaktan çıkıp sadece görünürde bir şey oluyor. Maalesef günümüz aşkları genelde beyazlıktan uzak hep gri,hep bir oyun var içinde.Samimiyetten,masumiyetten uzak.
    Aşk'tan korkanlar, cesaret edemeyenlerin sayısı oldukça fazla bu da yaşanmışlıkların bir götürüsü herhalde.
    Ama bence önemli olan senin de dediğin gibi cesaret edip ya beyaz ya tam anlamıyla siyah olmak.Git geli olmamalı 'aşk ' gibi güzel bir duygunun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşk ana tonlarda yaşanmıor malesef artık.
      Ara tonlar da daha çok...
      Gri gibi...

      Sil
  2. O zaman biz Aşk'ın değerini bilenlere kutlu olsun diyelim Erdi.

    YanıtlaSil
  3. hihi kirlenek o zaman.
    sona da aşkla yıkanak.
    :)

    YanıtlaSil
  4. Barış Abi ne diyor ? :)

    http://www.youtube.com/watch?v=Lj-IJ6iduXk

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.