Görenek Sorunsalı

Özellikle bundan bir kaç yıl öncesinden daha da çok muzdarip olduğum bir konu var ki; şöyle...

Eve bir misafir geldiğinde, o ortamda oturmak gibi bir zorunluluğunuz vardır. Gelen kişi tanıdığınız, bildiğiniz biri olunca zaten oturursunuz da, mesele, hiç tanımadığınız sizinle alakası olmayan biri geldiğinde de o ortamda oturmak zorundasınızdır.

Gelen kişi filancının dıdısının dıdısıdır. Aile büyükleri bir sohbet halindedirler. Memleket meselelerinden girerler kendilerince, memleketlerinde ki akrabalarına kadar uzanırlar. Tabi siz ne o bahsettiği kişileri bilirsiniz, ne konuya vakıfsınızdır. Öyle, tabir-i caiz aptal bir hal içinde oturur, o ortamdaymışsınız gibi davranırsınız. Halbuki sadece bedenen teşrif ediyorsunuzdur oraya... Anlatılamaz bir sıkıntıyla cebelleşiyorsunuzdur.

Esasen o ortamda bulunmanız, gelen misafir açısından pek bir önem teşkil etmez. O da sizi doğru düzgün tanımıyordur. Aile büyükleriyle sohbet halindedir ve sizin o ortamda bir biblodan farkınız yoktur. Hani siz kendi odanıza geçseniz misafirin ruhu bile duymayacaktır. Ancak böyle bir şeye yeltenirseniz peşinizden aile büyükleri gelip; 'o misafir', 'ayıp', 'büyüdün artık' konularını kapsayan bir gelenek - görenek konuşması yapacaktır.

Derdinizi anlatabilirseniz ne ala; aksi takdirde 'biblo olma' denemelerinize devam edersiniz.

Bizden önce ki kuşaklar ve bizim kuşaklar, hatta bizden sonra ki kuşaklar arasında ki düşünce farklılıkları bir uçurum kadar...

Hepsinin düşüncesi de kendilerine göre doğru!
Peki orta yol nedir? Var mı kuşaklar arasında ki bu iletişim kanal farklılığına bir çözüm getirebilen?

Bir Kitap: Aylak Adam

Bu kitap hakkında henüz olumsuz bir eleştiri okumadım ben. Her okuyan şöyle güzel, böyle özel deyip duruyordu. Ee tabi merak hat safhaya ulaştı. Okudum.

Jack London'ın Martin Eden'innden sonra en çok içinde kendimi bulduğum kitap oldu bu. Martin Eden hala favori ama...

Kitabın dili açısından yer yer karışıklıklar oluyor sanki; bana öyle geldi. Bence tek kusuru bu sayılabilir.

Ama biraz okuduktan sonra buna alışıyorsunuz ve hikayenin içine dalıyorsunuz.

C.' nin hikayesinde mutlaka kendinize dair bir şeyler bulacaksınız; hiç şüphesiz...


Kitaptan Alıntılar

"Dalgın olduk mu gerçek benliğimizle davranırız."

"Kadınların neden evlendiklerini anlıyorum; yalnız kalabilmek için."

"Günlerin adı, sürelerince yaşanılan olayların değerine göre değişebilir."

"'Siz' anlanamaz, 'sen' anlanır. Bazı kitaplarda 'sizi' seviyorumu okuyunca gülerim. Sanki 'siz' sevilirmiş! 'Sen' sevilir, değil mi?"

"Dayak yiye yiye bu şehirde yaşamayı öğrenecekti. Hep tetikte olacaktı. Yasaktı dalgınlık. Daldı mı, büyük şehir insanı kornalar, çanlar, küfürler, gıcırtılar, çarpmalarla kendine getiriyordu."

"Kelimelere herkes kendine göre bir anlam, bir değer veriyor galiba. Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?"

"Sen görmediğin zaman başkaları da seni görmez."

"Dünya da gereğinden fazla kadın vardı, ama yalnız bir teki yoktu."

"Hep böyleydi. Bir şey en gerektiği anda olmazdı."

"Belki de insanlar kendi kendilerini düşünmek, hayaller kurmak için yeteri kadar yalnız kalamadıklarından anlayışsız oluyorlardı."

"İnsanları yalan söyledikleri zaman dinlemeyi severim. Olmak istedikleri, olamadıkları kişiyi anlatırlar."

"Bence insanın adı onunla en az ilgisi olan yanıdır."

"İnsanlar haksızken daha çok bağırırlar."

İlgili Linkler

Aylak Adam hakkında detaylı inceleme: Beyaz Kitaplık
Aylak Adam'dan alıntılar: Alıntılar
Can Sıkıntısı Bülteni | 11
Yeni bir can sıkıntısı bülteniyle birlikteliğimiz devam ediyor.

Hep buralardayım. Fakat şu son zamanlarda bir yoğunluk, yorgunluk, sıkıntı ve depresif haller yüzünden pek aktif değildim. Sebebi mi? Sebebe ihtiyaç duymuyorum artık, bağımlılık söz konusu... Buna rehavet mi deniyordu? Evet, sanırım.

İşbu sebeplerden dolayı kendi blogumla birlikte takip ettiğim blogları ziyaret etmeyi de ihmal etmiştim. Bu sabah hatta öğleni de; yani şu ana kadar olan vakti takip ettiğim blogları okumakla geçirdim. Yorumlar yaptım, bazılarından sessizce okuyup çıktım. Saat ne çabuk geçiyor okurken, üçü geçmiş...

---

Bu yıl yeniden okullu olduk mu olduk. Ve hepsi bu! Elimize bir öğrenci belgesi verip gönderdiler. Onu da vermeseler 'bari kaydımızı adam akıllı yapabildiler mi?' kuşkusundan kurtulamazdım hiç şüphesiz. Alkışlar Marmara'ya gelsin...

Zar zor kazandık, yerleştik de kayıt olmak, ders seçebilmek çok daha meşakkat gerektiren bir işmiş; ki hala ders de seçemedik. Dersler başladı mı diye soranlara küçük emrah modunda 'benim dersim yok abi' diyesim geliyor. Anlatamıyorsun.  Bu gidişle okulun en güzel yanı vapur yolculukları olacak gibi... Tabi hava güzelken!


---
BidoluFest
İstanbul Üniversitesi'nin bu yıl ki konser kadrosu müthiş. Ben sevdim. Biletlerin de satışı başlamış.
Biletleri İstanbul Üniversitesi kampüslerinden edinebileceğiniz gibi biletix.com üzerinden de alabilirsiniz.
www.biletix.com/bidolufest

08 Ekim 2012 Pazartesi DUMAN
09 Ekim 2012 Salı EMRE AYDIN
10 Ekim 2012 Çarşamba MANGA
11 Ekim 2012 Perşembe ATİYE
12 Ekim 2012 Cuma MURAT DALKILIÇ
13 Ekim 2012 Cumartesi MFÖ

Konser öncesi etkinlikler biletsiz olup; konserler bilete tabi imiş.

Biletix fiyatları da şu şekilde
(biletix fiyatları diyorum çünkü organizasyonun facebook sayfasında ki fiyatlar farklıydı):
Öğrenci: 7 TL
Tam : 12 TL
Kombine (6 gün 6 konser) 
Öğrenci: 25 TL
Tam 45 TL

Afişlerde ve organizasyonun facebook sayfasındaki fiyatlar şu şekilde sırasıyla:
5 TL - 10 TL - 20 TL - 40 TL

İlgili linkler:

---
Altıncısı düzenlenen Beyoğlu Sahaf Festivali'ne birinci kez katılmak istiyorum. Kısmetse.
Detaylı bilgiler şurada mevcut.
---

Bu arada şu yorum olayını hala düzeltemedim. Yazılan yorumların hemen altında ki cevapla butonum çalışmıyor. Yazayım dedim; hani belki bir hayırsever anlıyordur da yardım eder.
Yardım gelmeyince uğraştım ben yaptım. Sonunda oldu inşallah onu yaparken başka bir şeyi bozmamışımdır :D

---

-Gün gelecek
- "Daha beni tanımıyorsun!" diyecek
- "Yeteri kadar tanıdım." diyeceksiniz...
Ve sonra hayat size, hiç kimseyi tam anlamıyla tanıyamayacağınızı, birini tanımanın sonu olmayan bir süreçten ibaret olduğunu, velhasıl aslında onu hiç mi hiç tanımadığınızı öyle bir öğretecek ki!

Önce "O böyle bir şey yapmaz, bir nedeni vardır." diyeceksiniz,
"Her insan yanlışlıklar yapar zamanla, bu onu kötü biri yapmaz" olacak bir sonra ki düşünceniz,
Kendinizi kandırma telkinleriniz bir süre sonra işe yaramamaya başlayınca da;
"Yanlış tanımışım" ve akabinde "Hiç tanımamışım" itirafları gelecek...

Ve sonuçta anlayacaksınız, alışacaksınız...
Burukluk, üzüntü, hüzün...

Neyse işte...

---

Bu bültenlik birlikteliğimiz bu kadar.

Kadrajımdan Kareler (5)

Karanlığa götürüyordu güneşin batışı
Geceyi sevmediğinden değil; korkuyordu
Üzgündü...

"Her gün batımı
Doğacak yeni bir güne gebe" dedim O'na

Anladı galiba...





Eğlenceli Sorularla Dolu Bir Mim
Blog dünyasının Beyaz Sayfası'ndan yeni bir mim geldi bendenize. Rötarlı da olsa yapıyorum.



Eğlenceli Sorular

Günün nasıl geçti?
Oldukça yorucu... Ve streste vardı. Kızgındım da. Ama yine de sorunlarıma 'bunlar dert edilecek şeyler değil' gözüyle bakıp, kendimle çelişiyorum. Yani tuhaf bir gün; her zaman ki gibi...

İsim vermeden bahset;
Bazen, birisi çıkar ve yer yüzünde ki her şeyin bir yaratıcı tarafından tasarlandığı gerçeğine olan inancınızı pekiştirir. O'na baktıktan sonra; cenneti hayal bile edemezsiniz.

Neden hep cam kenarı;
Dışarıyı seyretmek mi? İçeriyi seyretmek mi? sorusuna hiç içerisi diye cevap verilir mi? Tabi ki dışarıyı seyretmek, gözlerimizi yola dikip düşlere dalmak, şiirimsi düşünceler düşünmek için.
(düşünceler düşünmek de nasıl bir bozukluk oldu öyle; neyse...)

Bugün kendin için ne yaptın;
Kitap okumak ya da bir kitabevinde kitaplar arasında dolaşmak, film izlemek bunlar insana keyif veriyor. O halde insanın kendisi için yaptığı şeyler arasında sayılabilir. Ama bunlar aynı zamanda rutin şeyler olduğu için bugüne özel kendim için hiçbir şey yapmadığımı idrak etmiş bulunmaktayım. Ne rezil bir durum bu!

Twitter ana sayfanı aç ilk gözüne takılan;
"Beni anlayan sarsın dört bir yanımı" diye düşünen insanlar sarmıştı dünyanın dört bir yanını." Abdullah K.

Düşün ki o bunu okuyacak;
Yeni başlangıçlara açılan kapı da, ardından bakıp hüzne gömüleceğimiz kaçan bir fırsatta; minik bir tebessüme bağlıdır. Yüzünde tebessüme yer vermeyi öğren bence. 

Kahkaha atmana sebep olan karikatürler;
Mesela:

Klavyeye bakmadan bir şeyler yaz;
F klavye kullanıyorum. Yani zaten bakmadan yazıyorum :D (Ukela Mod)

Bir cümle düşün sonra kelimelerin yerlerini değiştirerek yaz;
Aittir an'a sevmek

Bir mimin daha sonuna geldik gibi...

Bir Kitap: Korkma Ben Varım

Okumak istediğim ve geçtiğimiz günler de katıldığım bir kitaplaşma etkinliğinde Murathan Mungan'ın Kırık Oda kitabıyla birlikte Sevgili Nihan'dan gelen Murat Menteş'in Korkma Ben Varım'ı bitti. :)

"Bu kitapta anlatılan olayların hepsi gerçektir. Fakat henüz cereyan etmemiştir" ikazıyla başlıyor kitap... Arka kapağında dediği gibi komik, hızlı ve şok edici bir roman bu roman. Fuat Atıf Tufa, Müntekim Gıcırbey, Şebnem Şibumi, Hayati Tehlike, Abidin Dandini, Atom Bombacıyan gibi tuhaf/komik isimli karakterle güzel ve enteresan bir öyküye dalıyorsunuz.

Kitaba başlarken her şey o kadar karışıyor ki; toparlamaya, anlamaya çalışırken de kitap bitiyor zaten. Ama tuhaf olan şey kitap bittiğinde bir karışıklık kalmıyor aklınız da...

Son zamanlar da okuduğum en farklı kitaptı. Gerek dil olarak, gerek olaylar ve diyaloglar olarak çok farklı ve güzeldi. Yer yer belki biraz hüzünlendiren, çoğu zaman gülümseten, neredeyse her an şaşırtan ve merak uyandıran bir hikaye. Murat Menteş'in kendine has bir üslubu var bu bir gerçek.

Kitaplardan alıntı yapmayı sevenler için; neredeyse her cümle alıntıya değer. İlk kez bir kitaptan bu kadar çok alıntı yaptım.

Velhasıl; 'farklı bir kitap okuyayım' diyorsanız, doğru kitap Korkma Ben Varım...

Kitaptan Alıntılar
"Kartları kader karıştırır, sen de oynarsın"

"İnanmak, insanın en ince ve en keskin ayrımları temsil eden sınırda hareket etmesi demekti."

"Köpeğin ağzında fil dişi bulamazsın."

"Bazı ihtimaller, ihtimal olarak kalmaya mahkumdur."

"İnsan bilmediği bir konuda doğru soru soramaz."

"Aşk sonsuzluğa heveslendirirken imkansızlığa hapseder."

"Susuzluktan ölmüyorsanız bardağın dolu tarafını da, boş tarafını da umursamazsınız."

"Kaybedecek bir şeyin yoksa, kaybolmak seni bozmaz."

"Birinin tutuşan sakalından öbürü ellerini ısıtır."

"Mutlu evliliğin sırrı, henüz bir sırdır."




Biraz Film İzledim | 10
Biraz Film İzledim | 10

Seçki

'bu yazı bünyesinde bir doz spoiler bulundurabilir'
Platoon | Müfreze
Müthiş bir film! Bu kadar söylüyorum sadece. Johnny Depp' in daha amatör olduğu zamanlar. İzlemediniz mi siz hala? "İzleyin bence!", "Hala izlemediniz mi?", "Kesin izleyin"

"Savaşta bir çok şey kaybedilir, ama ilk kaybedilen masumiyettir."
...

Beni Unutma
Hikaye, bana Kore yapımı çok beğendiğim Hatırlanacak Bir Anı filmini hatırlattığı için konuyu çok çok özgün bulamasam da; film güzel bir filmdi. Oyunculuklar falan güzeldi. Etkileyiciydi. Zaten Mert Fırat varsa genelde iyi oluyor filmler. Başka Dilde Aşk'ta güzeldi mesela. İzlenilesi yani...


...

La Fille Sur Le Pont | Köprüdeki Kız
Tamamı siyah beyaz çekilmiş 99 yapımı bir Fransız sineması örneği olan film gayet güzel bir filmdir. Bir takım replikleri şahane düzeylerdeydi. Gelin görün ki Türkiye'de ki çekimler biraz sinir bozucu oldu. Belki de o dönemin Türkiyesi öyleydi bilemiyorum ama... Sonuç olarak izlenmesi gereken bir film.

"Kaybetmeyi öğren, yoksa kazanmayı çok ciddiye alırsın!"
"Biz şansı hep sahip olamadığımız şeyler olarak düşünürüz."
...

Abraham Lincoln: Vampire Hunter | Vampir Avcısı: Abraham Lincoln
Uzun zaman sonra sinemada izlediğim film Abraham Lincoln: Vampir Avcısı. Artık klasikleşen ve sıkıcı bir hal alan vampir filmlerinden farklı bir film. Keyifle izlenebilir. Ki filmin yönetmeni de Tim Burton kötü filmi var mı o adamın? :)

...

The Hunger Games | Açlık Oyunları
Açlık Oyunları serisinin ilk kitabı olan Açlık Oyunları filme uyarlanıp vizyona gireli epey zaman geçti de ben anca izleyebildim. Eğer kitabı okumamış olsaydım filmi kesinlikle çok çok beğenirdim. Ancak kitabı okuduğum hikayeyi daha detaylı bir şekilde bildiğim için film yetersiz kaldı. Hele bazı detayları değiştirmeleri sinir bozucuydu. Onun dışında güzel bir filmdi. 12. Mıntıka haraçlarının toplandığı sahne tadından yenmez modundaydı. İzlenir bu filmde yani...


"Umut, korkudan güçlü tek duygudur."
...

Devil's Advocate | Şeytanın Avukatı
Günler, aylar değil; yıllardır izlenecekler listemde yer alan bu filmi geçenler de oturdum izledim. İzledikten sonra düşündüğüm tek şey "Neden izlemek için bu kadar geç kaldım?" oldu... Çok güzel bir film. Al Pacino ve Keanu Reeves'in buluştuğu muhteşem bir film. Psikoji, suç, gizem, gerilim, dram... İzlenmeli! Favori!

"Ölüm sonsuzluk sarayını açan altın anahtardır."
...

Charlie And The Chocolate Factory | Charlie'nin Çikolata Fabrikası
Yine geç kalınmış bir film. Hep söylerim Johnny Depp'in kötü filmi yoktur diye. Hele Tim Burton da varsa işin içinde tamamdır. Johnny'nin izlediğim en kötü film The Ninth Gate idi; ki o da bence güzeldi yani. Her neyse bu film de çok keyifli ailecek izleyebileceğiniz bir film.

...


Bu seferlikte bu kadar. Dokuzuncu liste yolda...


Can Sıkıntısı Bülteni | 9

Bir hayli yorucu ve stresli geçen günlerden sonra normale dönüyor yine hayat. Normal dediysem standarda yani... Klasik monotonluk maratonun da koşmaya devam edeceğim yeniden. Standart o demek bende. Her neyse...

Eylül geldi.
Eylül farklı bir ay. Henüz o farkın ne olduğunu keşfedebilmiş değilim ama farklı. Bir ruhu var gibi; insanın duygularına oynuyor sanki. Heyecan getiriyor beraberinde, belki mutluluk, huzur belki de ya da kasvet, sıkıntı... Ama mutlak bir tuhaflık var bu ayda...... Eylül deyince herkesin söyleyecek bir sözü oluyor mesela... Harbiden tuhaf. Henüz o farkın sebebini çözemesemde farklı bu ay farklı..."

Ev taşımak çok zor iş. Test edildi onaylandı zor yani. Muhtemelen daha dört beş gün daha her yanım ağrımaya devam edecek.

Bir de takıldığım başka bir konu şudur ki: iş nasıl bulunur ya?! Öğrenilebilen bir şey mi? Var mı rehberi falan.

Böyle işte.
Bir can sıkıntısı bülteninin daha sonundayız.
Monotonluk maratonu devam ediyor.
Mod statik yani...


Bumerang - Yazarkafe