O Geceye Dair
Tam da kucaklıyordu
Kadıköy’ü gece...

Ve deniz;
Bir şairin görebildiği kadar karamsardı
Bir aşığın gözlerinden romantik
Bir çocuk korkardı hiç şüphesiz
Bir kadın sessiz sessiz ağlardı
Ve bir adam susardı...
Bakış açısına göre
Tanım kazanıyordu deniz;
O gece...

Tam da kucaklıyordu
Kadıköy’ü gece...

Ve deniz;
Karanlıktı.
Karanlık kendiyle çelişircesine
Huzur veriyordu kimilerine.
Kimileri için sonsuz bir karanlık
Bir çaresizliğin sembolize haliydi belki...

Tam da kucaklıyordu
Kadıköy’ü gece...

Ve deniz;
Siyah bir sonsuzluk
Gökyüzü derin ve ıslak
Aşk bir sağanak;
Ve patladı patlayacak…

Tam da kucaklıyordu
Kadıköy’ü gece

Ve deniz;
Sessizdi!
Sensizdi gece
Sen yürek alanıma girmeden önce...




Musibet Her daim Bulaşmaya Müsaittir!

Ne tuhaf.
Ne kadar kaçarsan kaç, ne kadar hızlı uzaklaşırsan uzaklaş bela daima bir adım ardında!

Sen ne kadar yol ona çıkmasın diye arkalardan, etraftan dolaşsan da; adımlarına, davranışlarına dikkat etsen de; korusan da kendini; bela daima yanı başında!

Musibet her daim bulaşmaya müsaittir yani.

Ama isyan etmemek lazım. Bu da Allah'ın bir sınavı deyip geçmek gerek mesela... Ya da bir işaret olarak almalı; toparlanmalı...

Her neyse işte...

Eski Bir Anı
Blog çevresinden iki güzel insan mim göndermiş bana. Sevgili Beyaz Sayfa'ya ve Kızıl Mariposa'ya teşekkür ederekten yapıyorum.

Bu mim de eski bir anı'mızı yazıyor muşuz. Ben mimi biraz mutasyona uğratıp (çoğu zaman ki gibi) bir iki küçük anı yazıyorum.
...
Ben o zamanları çat pat hatırlasam da, annemin de hatırlatmalarıyla bir küçük anım şöyle mesela:
Sanırım, ben 4-5 yaşlarındayken Zeynep ve Nimet adında iki kız kardeş komşumuz vardı. Adı Nimet olanı çok soğuk, sert biri sandığım için biraz korkardım. (Oysa hala görüştüğüm iyi insanlardır ikisi de...)

Bu yüzden annem, yatmadan önce yanıma gelip günün duası niteliğinde:
- "Hadi oğlum, 'Allah ım, şükürler olsun verdiğin nimetlere' de" dediğin de,
- "Allah'ım şükürler olsun verdiğin zeyneplere" diye dua etmiş biriyim ben. Burada bir zeka söz konusu yani. :)


Bir parçam mucitti benim. Öyle böyle değil. Baya mucittim ben. Böyle elektronik ürünlerle uğraşmak, genellikle bozmak gibi hobim falan vardı. Ama takdir edersiniz ki her deney başarıya ulaşmaz; ilk denemeler daima başarısızlıkla sonuçlanır. Mesela bir deneyim şöyle idi ki bu deneyin sonucun da ulaşmak istediğim hedef, amaç neydi hala anlamış değilim!

Saç kurutma makinasının kablosunu kesiyoruz, televizyon kumandasının o önünde ki minik kırmızı lambamsı nesneyi de söküp alıyoruz. Sonra o lambamsı nesneyi kabloya bağlayıp, fişi prize takıyoruz.

Deneyin ulaşması beklenen amacı: Hala belirsiz
Deneyin sonucu: Lambamsı nesnesi koparıldığı için bozuk bir televizyon kumandası, kablosu kesildiği için işe yaramayan bir saç kurutma makinası, bu harika deneyin neden olduğu yanan ev sigortası ve kafaya hedef alan uzun menzilli bir anne terliği...

Her şey açık işte. :)

...

Mimi yapmak isteyen herkes yapabilir. Ama yaptığım mimler için Nana'nın kombinesi var artık...


Bir Kaç Dizi & Dizimag
Neredeyse hiç TV izlemiyorum. Hal böyle olunca (tabi bunda başka etkenler de var) internet üzerinden yabancı TV dizilerini takip etme alışkanlığı baş gösterdi. Uzun süredir izlemekte olduğum ve yine uzun zamandır yazmak istediğim ama bir türlü yazamadığım; beğendiğim ilk üç diziyi yazıyorum... Ve bir de dizileri takip ettiğim güzel bir siteyi tanıtacağım: Dizimag.

1) Fringe
Şu günlerde yeni bölümünü beklediğim favori dizim Fringe. Bilim Kurgu, Korku, Gerilim, Dram türlerinin güzel bir örneği.

Vikipedia şöyle diyor: Fringe takımı korkunç ve tüm dünyayı etkileyebilecek açıklanamayan olayları açıklamak için alışılmamış bilimsel yöntemlerden ve FBI soruşturma yöntemleriden yararlanmaktadır. dizi The X-Files, Altered States, The Twilight Zone ve Dark Angel dizilerinin harmanlanmasından oluşmuştur.

Eğer bu türde ki dizileri seviyorsanız, hatta sevmiyorsanız bile bir göz atın. Beğenme ihtimaliniz oldukça yüksek. Hatta Paralel Evrenler, alternatif gerçeklikler vs. gibi konular ilginizi çekiyorsa kesin izleyin derim.

Dizinin 5. ve son sezonun ilk bölümü Eylül ayının sonlarına doğru yayınlanacak.

Dizi hakkında daha detaylı bilgi ve bölümlere ulaşmak için şuraya bakabilirsiniz.

2) Supernatural
Supernatural' i zaten çoğunluk biliyordur. İki kardeşin birlikte başta şeytan olmak üzere bir çok hayalet, yaratık, doğa üstü varlığı avlamasını konu alıyor. Ve bu konuya yer yer dram, yer yer komedi ilave ediyorlar. Çerez gibi bir dizi. Sıkıldın mı aç bir bölüm izle tarzında.

Dean Winchester karakteri favoridir. En korkunç ya da en duygusal sahnelerde bile sizi kahkahaya boğabilir. Hatta 4. Sezon 6. Bölüm (66. Bölüm) bildiğiniz komedi filmi tadındadır.

Şu sıralar 8. Sezonun yayınlanması bekleniyor.

Dizi hakkında daha detaylı bilgi ve bölümlere ulaşmak için şuraya bakabilirsiniz.

3) Once Upon A Time
İlk iki diziden farklı olarak daha yeni daha farklı, fantastik, masalımsı bir türde bu dizi. Aslı'nın önerisiyle izlemeye başlamıştım diziyi.

Pamuk Prenses' den Pinokyo' ya bildiğiniz tüm masalların gerçek olduğunu düşünün. Günümüz bir lanetin sonucu sadece ve başrolde ki Emma ve diğer iyi karakterlerin amacı bu laneti bozmak. İçin de her türü barındırıyor bu dizi. Macera, gerilim, dram, romantizm...

Ve favori karakterim tabi ki Rumpelstiltskin.

Dizinin 2. Sezonun ilk bölümünün eylül sonlarına doğru yayınlanması bekleniyor.

Dizi hakkında daha detaylı bilgi ve bölümlere ulaşmak için şuraya bakabilirsiniz.

Dizimag
İnternet üzerinde dizileri takip edebileceğiniz yüzlerce site var hiç şüphesiz. Ancak bu kadar kullanışlı ve kalitelisine rastlamadım. Zaten dizimag'i bulduktan sonra daha iyisini arama ihtiyacı da duymadım.

Yerle yabancı bir çok diziyi yüksek görüntü kalitesiyle izleyebileceğiniz gibi bunan yanında yararlanabileceğiniz bir çok özellik daha var. Bir kaçı şöyle.

Takip ettiğiniz dizinin yeni bölümü yayınlandığı zaman onlar size otomatik bir mail gönderip, sizi haberdar edebilirler.

Oluşturduğunuz profil de izlediğiniz diziler, favori diziler, favori diziler gibi listeler tutabilirsiniz.

İzlediğiniz bölümler için 'beğendim' ya da 'beğenmedim' butonları ile fikrinizi diğer izleyicilere ulaştırabilir, bölümlere yorum yaparak katılımda bulunabilirsiniz.

Takip ettiğiniz diziler hakkında detaylı bilgiye, karakter hakkında bilgilere ulaşabilir, takip ettiğiniz dizi ile ilgili forum kısmında tartışabilir paylaşımda bulunabilirsiniz. Dizinin posterlerine ulaşabilirsiniz.

Takipte olduğunuz dizinin en iyi bölümünü, en iyi oyuncusunu oylayabilirsiniz.

İzlediğiniz bölümleri kolaylıkla bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Ve belki en güzel tarafı; bir çoğumuz bir dizi ya da film izlerken çalan müziği beğendiğimiz de onu bulmak için uğraşıp dururuz. İşte dizimag ekibi bunu da bizim için kolay hale getirmiş. Her bölüm de çalan şarkıların youtube linkini veriyor ve tek tıkla ulaşıyorsunuz.

Ve eminim daha aklıma gelmeyen ya da henüz keşfedemediğim bir çok özellik daha vardır. Tüm bunlara bakıldığın da arka planda da kaliteli bir ekibin yer aldığını görmek zor değil.

Bu yazı da bu kadar olsun.


Her Şeyin Başı: AŞK!

Eskiden gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirmek diye bir deyim türemişti halk arasında. Artık pek kullanılmıyor. Zira gömlek değiştirmek, sevgili değiştirmek konusunda sürat sevenler için epey ağır kalmakta. Her neyse...

Aşk esrarını koruyor hâlâ... Aşkı tanımlamak adına en yüce örnekleri verebiliriz, en mütevazi düşünceleri sunabiliriz... Aşkı açıklamak için kurmaya yeltendiğimiz cümlelerin her ne olursa olsun gerçeklik payı vardır. Çünkü o her şeyde var ne de olsa, öyle değil mi?

Her şeyin başı aşk! İsviçreli bilim adamları bu konuda henüz bir açıklama yapmadı ama gerçek şu ki, Aşk, yaşamla paraleldir efendim. Ya da tam tersi. Bunu tam olarak kestiremiyorum şu an ama önemli olan mesaj.

Sonuçta yediğimiz yemeğin lezzeti, yediğimiz nimete duyduğumuz sevgiyle ilgili. Ya da yaptığımız işin sevdiğimiz iş olması gerekliliği gibi...

O denizin kenarındaki emektar bankta uçsuz bucaksız gökyüzünün sizi şefkatle yuttuğunu hissederken; yüreğinizi titreten, nefesinizi kesen iki utangaç kömür parçasına derin derin ve muhtemelen dünyanın en aptal kişisi görüntüsünü sergileyerek bakma eyleminizin başka bir açıklaması olabilir mi?

Hayır, hayır! Başka bir şeye gerek yok. Her şeyin başı aşk olmalı.

Ancak sürat motorlarına özenilerek yeltenildiğini sandığım sevgili değiştirme sürati denemelerini samimi bulmuyorum. Bu eylemler aşktan anlam çalmaktan başka bir işe yaramıyor...

Oysa yapmamız gereken iki şey var. İlki hayali bir eşeği okyanusun ortasında zapt etmek. İkincisi de o eşek sudan gelinceye kadar sevmeyi öğrenmek, hepsi bu...

Bir de eşeğini çoktan suda zapt etmiş birini sevdiyseniz; oh ne ala, mis…


Bir Kitap: Alaycı Kuş (Açlık Oyunları #3)

Ve serinin son kitabı 'Alaycı Kuş' ile seriyi tamamlamış bulunmaktayım.
Seriye genel olarak bakacak olursak belki başucu sayılmaz ancak fantastik hikayeleri sevenler için kaçırılmaması gerektiğini düşündüğüm bir seri. Güzel, fantastik, akıcı ve etkileyici bir macera ya dalıyorsunuz okurken. Ve söz konusu üç kitaplık bir seri olunca; bir süre sonra karakterleri gerçekten tanıyormuş gibi yaşayarak okuyorsunuz. Katniss'i yakından tanıyorsunuz gibi, Peeta, Gale, Prim ve diğerleri sizin çevrenizde ki karakterler ve siz tüm olayların içerisindesiniz gibi... Zaten kitap okumanın en güzel yanı da bu...

Son kitap serinin ilk iki kitabından çok farklıydı. Bambaşka bir kurgu, bambaşka olaylar... Kitapların hepsi güzel, sürükleyici kitaplar. Ancak bu kitap için finalde çok şaşırtıcı olduğu söylentilerini duymuştum. O yüzden serinin en merak ederek okuduğum kitabıydı diyebilirim. Okurken sayfalar geçmek bilmedi. Bir sonra ki sayfayı hep iştahla çevirdim. Ve sonuç!: Gerçekten güzel bir final okumuş oldum. İlk iki kitaptan farklı olarak; bambaşka bir kurgunun içine dalıyorsunuz ve güzel bir finalle kapatıyorsunuz kitabı...

Sözün özü; okunur bu seri.

Kitaptan Alıntılar

"Bazı yürüyüşleri tek başınıza yapmanız gerekir." (Syf. 11)

"Yer altında mahsur kalmış bir sevdiğinize ulaşmayı istemekten daha çaresiz bir duygu varsa, ben bunu tanımıyordum." (Syf. 227)

"Onlara altından nasıl kalktığımı anlatacağım. Onlara kötü sabahlarda, elimden alınmalarından korktuğum için,  güzel olan hiç bir şeyden zevk almadığımı anlatacağım." (Syf. 414)

Kitapla İlgili Linkler
Bir Kitap: Dikkat Vücudunuz Konuşuyor!

Ahmet Şerif İzgören Türkiye'de ki az sayıda ki uzmandan, kaliteli insandan biri bence. İzgören, 'kişisel gelişim' ve 'iş hayatı' ile ilgili bilgi birikimini kitaplarla, seminerle insanlara aktarıyor. A. Şerif İzgören' i anlatmak için ayrı bir yazı yazmak gerekir; o yüzden merak edenler araştırabilir...

'Avucunuzda ki Kelebek' dvd sini edinip izlemeniz de ya da bir kitabını okumakta büyük fayda var.

Bu yazının konusu olan kitap ise: Dikkat Vücudunuz Konuşuyor!

Özellikle iş yaşamında ama bence günlük yaşamda bile işinize yarayacak bir çok konuyu, anlaşılır ve eğlenceli bir dille aktarıyor. Kitapta değinilen başlıca konular şöyle: Çevremizde ki görünmez alanlar, elin konumları, el sıkma türleri, ellerin anlattıkları, kolların durumu ve vücudun duruşları, bakışlar ve başın kullanımı, flört, renkler vs.

Kesinlikle okunmasında yarar gördüğüm bir kitap. Benim elimde ki baskısı 57. baskı... Bence başucu kitaplarından.

Acayip Mi Acayip Sorular!

Blog aleminin derin insanı Deeptone bir mim göndermiş; yapalım...
Çok acayip sorulardan oluşan bir mim imiş bu, şöyle ki;

Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüz kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız?
İnsan böyle bir durumun farkına vardığında, blogger editöründe yazı yazıyormuş gibi soğukkanlı olamaz orası kesin. Öyle olduğunu farz edersek; şimdilerde önemsediğim şeylere verdiğim önemi geri alırdım ilk iş. Mesela son yıllarımı bir aylak olarak geçirebilirdim. Okul, iş, hayat, aşk meşk ya da her hangi dünyevi düşünceye yer vermeksizin sadece dolaşırdım.

Martin Eden' in dediği gibi "Ölüm acı vermez; acı veren şey, yaşamdır." fikrini benimser, buna sığınır ve kendimi motive ederdim.

Fobileriniz, takıntılarınız var mı? Varsa Neler?
Takıntılarla ilgili bir mim yapılmıştı önceden o şurada...

Bir sabah kalktınız ve dünya da hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız?
Dünya da hiç bir insan kalmadığını ve benim hala dünya da olduğumu düşünürsem; "oysa ben yıllardır kendimi insan sanıyordum" diye bir üzüntüye kapılabilirim. Sonra Jackie Chan' den biraz farklı olarak bir gökdelen tepesine çıkar "Neyim Ben?" diye bağırırdım. Muhtemelen yaşadığım şok beni öldüreceği için sonrası olmaz sanırım.

Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız? Neden?
Türkiye... Önceki yazılarımdan birinde de dediğim gibi; kendi ülkesini, hatta yaşadığı semti adam akıllı bilmeden dünyayı görmek için adım atmak, bir merdivenden basamak atlayarak çıkmak gibi bir şeydir.

İtiraf edin Prens/Prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz?
İtiraf: bu soru çok saçma olmuş. Ne alaka dimi? Hem kurbağadan dönüşecek prensesten ne hayır gelir, sorarım size!

En son yaşadığınız küçük düşürücü, unutamadığınız olay?
Şimdi hiç birimiz mükemmel değiliz, muhtemelen olmuştur öyle olaylar. Ama bu tür olaylar karşısında 'hafızadan silmeye çalışma' politikası uyguluyorum. Hem böyle bir olayı kim umuma açık bir ortamda dile getirir ki. :)

Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey?
Klasik; cüzdan, telefon ve sanırım kulaklık diyebiliriz...

Hayatınızın bir kitap/film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film omasını isterdiniz?
Hayatım bir kitap ya da film olsa mevcut kitap ya da filmlerden farklı olurdu şüphesiz adı da kendide. Ama soruyu hangi kitap ya da film karakteri olmak isterdiniz gibi değiştirecek olsak; insan genelde okuduğu kitap ya da film karakterleriyle kendini özleştiriyor doğal olarak. Benim için bu karakterler: Martin Eden, Mikael Blomkvist, Robert Langdon sayılabilir...

En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz ne yapardınız?
(Hazır 'gitmek istiyorum yaa' modundayken) Daha yaşanılabilir bir yerse, başlarında bir ampul yoksa ve her gün güne şehit haberleriyle uyanılmayan bir gezegense bu gezegen, pek tabi ki anlaşabiliriz. Gönüllüyüm!

İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapacağınız ilk şey nedir?
"Hemen aynaya koşar 'nasılım?' diye bakardım" desem komik olurdu :)


Bende bu mimi Beyaz Sayfa ve Summer ve Kırmızı Başlıklı Pollyanna'ya gönderiyorum o halde.


Bumerang - Yazarkafe