Felsefe Yapıyoruz Burada


İnsanın ölümsüz dostu salt yalnızlığı değil mi?

Etrafta ki istisnasız her insanın birden hatta iki ve / veya üçten fazla maskeye sahip olması teknoljinin yan etkisi mi? Yoksa bir günümüz gerekliliği mi?

Benim kaç yüzüm var?

Aynalar cansız varlıklarsa ve canlılara ait hiç bir niteliğe sahip değilse; aynaya baktığında insan, özünü görebilir mi?

Gözleri mi kapattığım da, ayna da ki yansımamın beni seyretme ihtimali var mı?

'Sıkılmak' neden bu kadar yaygın bir hale geldi?

İnsanlar neden ölmek için yaşarlar?


21 yorum:

  1. çok uykum var hocam ben felsefe yapmasam olur mu? bilmem kaçıncı olağan sorumu sorayım, okul nasıl gidiyor? sen de gitmiyor de, iyi gidiyor de, koşuyor de. zaman de su gibi akıyor de ya da dur bunu ben diyeyim. zaman akıyor, aynada gördüğün iilerleyen zamanlarda öyle yabancılaşacak ki sana, şimdi tadını çıkart. sonra zakkumun son şarkısını 15 kez dinle, bugün ki ödev bu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o aynada ki suret bize yabancılaşınca her şeye daha zor olcak gibi... o zaman şarkılara daha çok ihtiyaç olcak gibi..

      Sil
  2. Her insan yalnızdır aslında derdini yalnız çeker, zorluklara kendi katlanır, el de etmesi gereken bir şey varsa kendi çabasıyla el de eder. Çevrendeki insanlar sadece destekcidir. Üzgün olduğunda üzülme der ama o zaman bile yalnızsındır. üzüntünü sadece kendin çekersin.
    İnsanın birden çok maskeye sahip olması keşke öyle olsa teknoloji yüzünden bu maskeler birbirine çok benzemeye başladı. Çağın getirdiği bir şey bu maske teknoloji de bu maskeleri takmamızı kolaylaştırdı.
    Sahi benim kaç yüzüm var, ben bile bilmiyorum.
    İnsan kendi özünü gözünde görebilir.
    Sanmam yansımamız bizi seyretmiyordur :)
    Her şeye kolay ulaşınca insan her şeyden kolay sıkılır oldu.
    Peki insan öleceğini bile bile örneğin neden blog yazısı yazar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her insan öz'de yalnız; bu gerçek bence de...

      Aslında her şeye kolay ulaştığımız için çok kolay sıkılıyor olmamız da ne yazıkki çok mantıkıl :s

      İnsan öleceğini bile bile yaşıyor; blog yazmak bişey mi? :D

      Sil
  3. Yalnızlığı yani kendi içindeki kendidir, en iyi dostu insanın.
    Birde insan neden ölmek için yaşar demişsiniz ya, misal; biri öleceği gün belli olduğunda, sayılıgünler yaşadığında, içinde kalmış ne varsa, aklına ne gelirse yapmak ister ya, işte onun gibi. Öleceğini bilir de son dakikaları dolu dolu yaşamak ister. İnsanda öleceğini biliyor. Tek fark, gününü bilmiyor.
    Ha, birde, ayna ben gözlerimi kapatınca bana bakıyorsa ben ona ayna demem. Öcü derim. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hehe öcü :))

      Gününü bilmemek iyi bence. Sonra sayılı gün çabuk geçer derler; kötü olurdu :D

      Ama diğer yandan da her şey bir anda yarım kalmazdı bilseydik.

      Ya da hiç ölmeseydik ya dicem ama ölümsüzlük de iyi bir şey değil ki bence...

      Her neyse..

      Sil
  4. Güzel sorular peki sen bunlara cevap verebiliyor musun? Ben veremiyorum...Herkesin aklına gelen sorular bunlar ama cevapları daha verilemedi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bi sirkülasyon yapıp burada cevaplayabilelim istemiştim :)

      Sil
  5. sölemiştim sen çok yatkınsın sorgulamaya, yani boş düşünmeye, hah hah haaaaa. (şaka ha).
    :)
    ilk ve son iki, en sevdiklerim.
    yalnızız ve bazen bu ne kadar korkunç bişi diil mi.
    :)
    biçok filozofa göre, doğduğumuz anda ölmeye başlıyoruz zaten.
    yalnızlık ve ölüm ise, en büyük iki korkumuz.
    :)
    ve hayat bazen ne kadar sıkıcı değil mi.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep dolu düşüncez de nolcak Deep bir yere varılmıyor ne de olsa biraz da boş düşünelim :D

      Doğduğumuz anda ölmeye başlıyoruz.
      Bu çok iyi bak...

      Ve hayat çoğu zaman sıkıcı sanki Deep; hep mi yoksa?
      Yok yok arada bir diyelim :D

      Sil
  6. Maskeler... bazen hayatlarımızda kabus, bazen de kaçış noktası :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Baktığın zaman kötü ama ihtiyaç duyuyoruz zaman zamanda :)

      Sil
  7. babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi? diye iğrenç bir lafla girmek ben de istemezdim ama kötü de olsa değişiklikler lazım. hep aynı şeyler hep aynı şeyler. farklılık lazım yaşadığımızı anlamak için.. sıkılmak bu yüzden yaygın hale geldi.

    beni vuran kısım, ''insanın ölümsüz dostu salt yalnızlığı değil mi?'' düşündürüyor.. ama öyle.
    ironi içinde ironi.
    yalnızlık seni yalnız bırakamayacak tek şey..

    sahi bu felsefeciler nasıl olmuş yahu böyle. düşünmenin sonu yok..

    ne bileyim. garip bir yorum yaptım biliyorum affet ama çoğu düşüncemiz ortak ama bunu bil :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ama şimdi de hep sıkılır olduk; bence yine sıkılmaya alternatif olacak bir farklılık bulmalıyız :)

      Yalnızlık Ömür Boyu

      Heheh yazı da garip zaten yorum garip olsa çok mu :D

      Sil
    2. ah bu şarkıyı nasıl severim! Hele MFÖ'den :)

      Sil
    3. Değil mi? Zaman zaman bir doz dinlemek gerek :)

      Sil
  8. Garip bir örnek olabilir ancak bu örnekle gireyim istiyorum.

    Tüketim çılgınlığı. Giyinmek, örtünmek tamamen insana özgü olan ve gizleme adına yapılan bir eylem. Ancak dikiş makinesi icat oldu, giyinme eylemi bir çılgınlığa dönüştü. Biz tükettikçe yeni ekoller, stilistler ortaya çıktı. Zaman gösteriyor ki giyim bir obje halini aldı. Bir hastalık halini aldı. Çoğu zaman özneyi aşan bir nesne oldu.

    Karakterler, maskeler, tipler... Yukarıda anlattıklarımdan pek farklı olduğunu düşünmüyorum. Dünya bir sahne, oyun içinde oyun. Maskelerimiz, rollerimiz bizden daha öne çıktı. Kaçmak istedik, asıl bizi yazmak istedik; yazdığımız ve yaptığımız arasındaki fark korkuttu hepimizi. Kapandık içimize. Keşif, araştırdık ne olduğumuzu. Ancak kimselere de tanıtmak istemedik bulduğumuzu. Evden çıkarken taktık maskemizi, rolümüzden hep sıkıldık ama oyunu bırakmayı da göze alamadık. Kendimizle yalnız kaldığımızda, kendimiz olabildiğimiz için keyif aldık. Başkalarına göstermeye korktuğumuz benliğimizi süsledik, kimi yönlerimizi gizledik. Güneş görmeyen benliğimiz yeraltında çürüdü. Çoğu zaman olduğu yerden bize seslendi "Ölmek için yaşamıyorsun. Yaşadığın her an ölüyorsun. Canlı bir ruhu, varlığının her katmanında çürümeye zorluyorsun."

    Duyamıyoruz ki. Her an ölüp, her an yeni benlikler yaratıyoruz. Yeraltına indiğimizde asıl benliğimizle mutlu oluyoruz. Dışarıda hep sıkılıyoruz. Zayıf ve tüketmekten korkmayan oyuncularız.

    Heh, mobile. Yazdığımı okuyamıyorum. Şimdiden affola.

    Takip.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru aslında o maskeler bizden, asıl benliğimizden önde gelir oldu. Bu yüzden benliğimiz saklı kalırken hep, maskeler ceplerimizde birinden sıkılsak diğerine geçer olduk. O yüzden kaç yüzlüyüz sorusu pek gülünç duruma düştü...

      Teşekkür ederim yorum için; hoşgeldin :)

      Sil
  9. Çok pis cevaplar hazırlayacağız ama önce birkaç yıl düşünelim :))

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.