Eskiden gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirmek diye bir deyim türemişti halk arasında. Artık pek kullanılmıyor. Zira gömlek değiştirmek, sevgili değiştirmek konusunda sürat sevenler için epey ağır kalmakta. Her neyse...

Aşk esrarını koruyor hâlâ... Aşkı tanımlamak adına en yüce örnekleri verebiliriz, en mütevazi düşünceleri sunabiliriz... Aşkı açıklamak için kurmaya yeltendiğimiz cümlelerin her ne olursa olsun gerçeklik payı vardır. Çünkü o her şeyde var ne de olsa, öyle değil mi?

Her şeyin başı aşk! İsviçreli bilim adamları bu konuda henüz bir açıklama yapmadı ama gerçek şu ki, Aşk, yaşamla paraleldir efendim. Ya da tam tersi. Bunu tam olarak kestiremiyorum şu an ama önemli olan mesaj.

Sonuçta yediğimiz yemeğin lezzeti, yediğimiz nimete duyduğumuz sevgiyle ilgili. Ya da yaptığımız işin sevdiğimiz iş olması gerekliliği gibi...

O denizin kenarındaki emektar bankta uçsuz bucaksız gökyüzünün sizi şefkatle yuttuğunu hissederken; yüreğinizi titreten, nefesinizi kesen iki utangaç kömür parçasına derin derin ve muhtemelen dünyanın en aptal kişisi görüntüsünü sergileyerek bakma eyleminizin başka bir açıklaması olabilir mi?

Hayır, hayır! Başka bir şeye gerek yok. Her şeyin başı aşk olmalı.

Ancak sürat motorlarına özenilerek yeltenildiğini sandığım sevgili değiştirme sürati denemelerini samimi bulmuyorum. Bu eylemler aşktan anlam çalmaktan başka bir işe yaramıyor...

Oysa yapmamız gereken iki şey var. İlki hayali bir eşeği okyanusun ortasında zapt etmek. İkincisi de o eşek sudan gelinceye kadar sevmeyi öğrenmek, hepsi bu...

Bir de eşeğini çoktan suda zapt etmiş birini sevdiyseniz; oh ne ala, mis…