Şimdi gitmek istiyorum. Tam şimdi… Nereye olduğu önemli değil, uzaklaşmak sadece; kendimden...

Mümkün olsa keşke… Masamdaki lambanın loş ışığına ve odamdaki hüznün kokusuna emanet edip bedenimi, özgür bıraksam ruhumu bir süre. Nereye gitmek isterse... İster astral seyahat deyin buna, ister mental rahatlama… Ne önemi var? Sadece uzaklaşmak istiyorum biraz kendimden; hepsi bu…

Kendime söylediğim yalanların ana teması sensin; fark ettim. Ettiğimden beri de gitmek istiyorum. Kişisel alma bunu. Seninle hiç alakası yok aslında. Yalnızca aptallığımı sindirecek kadar ihtiyacım var zamana. Sonra gerisin geri geleceğim hiç şüphesiz, alternatif bir dünya olmadıktan sonra ne yapabilirim ki başka?

Ne kadar zor bunu böyle yaşamak. Nefesini nefesimde hissedebileceğim kadar yakın, hiç dokunamayacağım kadar uzaktasın. Zor olanı sevdiğimden değil zor anlara gark oluşum. Sadece hayat biçtiğini yaşatıyor insana. Söyleyecek çok fazla bir şey yok. Varoluşsal bir imkansızlık hali bu, o kadar...

Ve şimdi gitmek istiyorum. Tam da şimdi...