Can Sıkıntısı Bülteni - 6


Bir süredir havadan sudan, başı boş yazılar yazmamıştım. Yazayım dedim.

Bir söz okumuştum, şu an hatırlamıyorum ama bende bıraktığı etki şu şekildeydi; "İnsan değer verdiklerini yitirdikçe, hayatı boş vermeyi öğrenir". Hayatı boş vermek son zamanlarda yaptığım en iyi şey sanırım. Sorgusuz, umursamaz haller silsilesi...

Her şeyi bir kıyafetmişçesine çıkartıp rafa kaldırdım. Düşündüğüm tek şey var. Temmuz'da bu kez sınavın kaybetmesini sağlamak.

Geçenler de hatırladım. Eskiden 'hügo' diye bir yarışma programı vardı çocuklar için. Ben ilköğretim 5. sınıfa giderken o yarışmaya katılmış ve çikolata, gofret, bisküvi vs. ile dolu bir kutu kazanmıştım. İşte o kutuyu göndermediler. O gün bugündür bekliyorum. Söylemek istedim. Hiç unutmam telefonla katıldığım programda çok zorlu bir mücadele sonucunda kazanmıştım o kutuyu. Komikti. Telefonu kardeşime verdiğimde "Merhaba, ben abimin kardeşiyim" demesi daha da komikti. Neyse sevgili 'Tolga abi' ve 'Ülker' şu kutu işte; n'oldu o kutu?

Ve son olarak bu aralar şu şiirde benim için var.



2 yorum:

  1. Yapabildinmi? her şeyi bir kıyafet gibiymişcesine, rafa kaldırabildinmi? öyleyse bravo Erdi..

    Hügoo bayılırdım ona, öyle severek izlerdimki :) neden göndermediler ya? sinir şeyler. Keşke ailenden biri telefon falan etseydi. Abimin kardeşi, iyiymiş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapabildiğimi aşılıyorum kendime. Bir nebze işe yarıyor gibi...

      Sorma ya göndermediler o kadar da heves etmiştim :P

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.