Bir süredir havadan sudan, başı boş yazılar yazmamıştım. Yazayım dedim.

Bir söz okumuştum, şu an hatırlamıyorum ama bende bıraktığı etki şu şekildeydi; "İnsan değer verdiklerini yitirdikçe, hayatı boş vermeyi öğrenir". Hayatı boş vermek son zamanlarda yaptığım en iyi şey sanırım. Sorgusuz, umursamaz haller silsilesi...

Her şeyi bir kıyafetmişçesine çıkartıp rafa kaldırdım. Düşündüğüm tek şey var. Temmuz'da bu kez sınavın kaybetmesini sağlamak.

Geçenler de hatırladım. Eskiden 'hügo' diye bir yarışma programı vardı çocuklar için. Ben ilköğretim 5. sınıfa giderken o yarışmaya katılmış ve çikolata, gofret, bisküvi vs. ile dolu bir kutu kazanmıştım. İşte o kutuyu göndermediler. O gün bugündür bekliyorum. Söylemek istedim. Hiç unutmam telefonla katıldığım programda çok zorlu bir mücadele sonucunda kazanmıştım o kutuyu. Komikti. Telefonu kardeşime verdiğimde "Merhaba, ben abimin kardeşiyim" demesi daha da komikti. Neyse sevgili 'Tolga abi' ve 'Ülker' şu kutu işte; n'oldu o kutu?

Ve son olarak bu aralar şu şiirde benim için var.