Hep çevremdekileri tanımaya çalışıp durdum. Zaman geçti ve tam tanıdığımı sandığım an da; balon patladı...

Tamam 'Eureka! Eureka!" gibi ünlemler saçmıyorum etrafa ama bir şey buldum. Şöyle ki;

İnsanların karakterini zaman belirliyor olabilir. Çünkü;
"dost = arkadaş = düşman = şerefsiz = bir kaç yüzlü = sevgili = değerli = beş para etmez = bir hiç"
gibi zamana bağlı olarak değişen bir eşitlik söz konusu.

Yani "dost = düşman" bu doğru... Tek değişken zaman...

Örnekle; bir insan düşünelim ve A diyelim, bir insan daha düşünelim ve F diyelim. Bunları C şehrinde buluşturmıycam tabi ki... A kişisinin hayatına F kişisi girer. Sonra A kişisine göre F kişisi arkadaş olur. Sonra çok iyi arkadaş olur. Yetmez değerli olur, bir numara olur, dost olur... Bu esna da zaman hızla akıp gitmektedir. Aradan zaman geçer geçer (bu görecelidir kimi zaman az geçer kimi zaman çok) ve bir bakarsınız ki A kişisine göre F kişisi tekrar sıradan bir arkadaş rütbesine düşmüştür. Sonra bir kaç yüzlü. Sonra beş para etmez, değersiz, düşman... Görüldüğü üzere sadece zaman değişmiştir ve kişiler sabittir ancak karakterler de zaman değişkenine bağlı olarak değişmiştir.

Ya da bir aşka göz atalım ; A kişisi ile B kişisi bir aşka yelken açarlar. B kişisi A ya göre aşktır, sevgilidir... Zaman geçer geçer ilişkileri iyiden iyiye kuvvetlenir. Artık karakterler karı koca moduna dahi girilebilir o derece... Sonra geçen zamana bağlı olarak B kişisi A ya göre yalancı olur, bir kaç yüzlü olur, değersiz, beş para etmez olur. A kişisi B'ye ithafen söylemlerinde hep "yıllarımı boşa harcadın ulen" modundadır artık. Ve nihayetinde A'ya göre B bir hiç olur... Tabi bu durumlar A içinde geçerli; o da bir hiçtir B ye göre... Şunu da belirtelim; zamanın göreceli olduğunu ve kiminde az kiminde çok geçebileceğini söylemiştik. Bundan mütevellit arada zaman uzun geçtiği ve bu nedenle bu son evreye girmeden, o birinci mutlu kısmın devam ettiği durumlar ortaya çıkar. Ölene kadar aşk yaşamış olurlar. Ama şu bilinmelidir ki zaman onlara az daha müsade etseydi er ya da geç bahsi geçen ikinci evreye geçilecekti. Yani mutlu aşk vardır, mutlu son zamanın insafına bağlıdır.  Çünkü her şeyin bir şeyi vardır. Bir sonu...

Bu teori son zamanlarda başıma gelenler ve bunun sonucunda yakın çevremi gözlemem sonucunda ortaya çıktı. Daha dün kardeşim rütbesine atadığım insanın, dün karakterinde ki, davranışlarında ki bozulmaları görünce hüzün dolu bir halde teorimi yazıya dökmeye karar verdim. Malesef öyle... Ben de değil sadece; her insanın yakın çevresinde kişinin arkasından iş çeviren, kuyu kazan, dedikodu yapan ve rütbesinin dost olduğunu gördüğümüz karakterler vardır. Bir de adı Feriha olması gereken çok insan var...

Yazık.
He herkes sorunlu da ben mi iyiyim diye de sordum kendime!
Hayır tabi ki; sorun onlar da değil bende...