Olamadıklarım İçin Üzgünüm!



Hayat bazen olması gerekenden fazla adaletsiz davranıyordu. Bu ilk kez olmuyordu ama o, bu kez bunu kaldıramadı. Sarhoştu, ama nedeni alkol değildi bu gece! Olmayı denemişti aslında ama olamamıştı işte... Arkadaşlarının, dostlarının bu mutlu gecesini mahvetmek istemiyordu, ama içindekileri dökmemek intihar olabilirdi! Belki de intiharın eşiğinde oluşunun etkisiydi onu sarhoş eden; kim bilir? Masanın üzerine çıktı... Önünde ki kalabalık anlam veremeden ona bakıyordu. Belki de bu  hayatta son kez konuşacaktı; konuşmaya başladı:

# # #

Herkesin bir beklentisi var. Arkadaştan, dosttan, aileden, zamandan, bugünden, yarından ya da hayattan...
Bir beklenti beslemeden, şartsız ve ön yargısız kimse kimseye selam dahi vermez durumda. Oysa biz aşkın en platonik halinden bile mutlu olabilirken; karşılıksız sevmemek gerçeği nereden çıktı böyle? Hayatın anlamı paylaşmak değil miydi? Hayatı paylaşmak, zamanı paylaşmak, sevgiyi paylaşmak, mutluluğu ve hüznü paylaşmak... Şimdiler de 'arkadaşlığın', 'dostluğun' ve 'aşkın' ömrü makinelere bağlanmış bir hasta gibi menfaatlere bağlanışının bir açıklaması var mı?

Aslında tek bir soru var! Aslında aklımın almadığı tek bir şey var. Tek bir sorun var! Aslında ben bir kendime kızıyorum, kimseye değil... Nasıl bu kadar geride kaldım? Nasıl ayak uyduramadım? Ne ara değişti, neden yetişemedim onlara? Herkes benden bir şey bekliyor... Bense kendi doğrularıma koştukça, hiç kimsenin beklentilerini karşılayamadığım için uzaklaşıyorum... Onlara koştukça; uzaklaşıyorum...

İtiraf ediyorum!
Ben hiç bir zaman anlayamayacağım olanları.
Zihnimde ki sorular hiçbir zaman yanıtlanmayacak!
Mesafeler büyümeye devam edecek her an...

Bir kalabalığın tam ortasında ki 'yalnızlığın' nedeni, cevaplanmayan onlarca sorudan ibaret...

Beklentilerinize karşılık veremedim;
Menfaatlerinizi karşılayamadım;
Sizlere çıkarlar sağlayamadım;
Karşılıksız sunduğum için ne arkadaşlığımın, ne dostluğumun, ne duygularımın değeri olmadı hiç...

Üzgünüm!
Olamadıklarım için...

Anladım ki;
İnsan birini çok iyi tanıdığı için dost olmuyor kimseyle. Aksine tanımadığı için dost kalıyor yıllarca. Tanıdığı anda zaten dostluk bir balon gibi patlıyor. 
Evet bu doğru.
O yüzden dostlarım; sizleri tanımak güzeldi!

Bir de insan dostunu iyi seçmeli derler... İnsan dostunu seçemez ki!

Ben...
Ben ilkokuldaydım. Bir çocuk vardı. Nefret ederdim. Sürekli kavga ederdik.
Her gün...
Her gün... Hiç bıkmadan kavga eder dururduk.
Problemimiz neydi hiç anlamadım. Ama nefret ediyordum ondan. Ve o da benden...
Sonra bir gün; başka okuldan bir kaç çocuk ona saldırırken denk geldim. 
Ama huzursuz etti bu beni...
Bir anda fark ettim ki; nedenini bile bilmediğim; onun  kavgasının ortasında, onunla aynı saftayım...
O gün anladım...
İyi dost seçmek değildi mesele; zira herkes dost gibi görünebiliyor gözlere...
Mesele düşmanını iyi seçebilmek...
İnsan gerektiğinde tek bilek olamayacağı bir düşmanı varsa korkmalı.
Evet, o zaman korkmalı.

Neyse...
Bunları neden anlattığımı merak ediyor olabilirsiniz...

Bilmiyorum...
Bugün aptalca bir şeyler yapmak istedi canım; yaptım!


# # #

Sessizlik...






Bu yazıyı yazarport.com, edebiyatdefteri.com, birmilyonkalem.com ve yazarkafe.com üzerinden okumak için tıklayın.


10 yorum:

  1. pekte iyi yaptın. ayrıca eline sağlık.
    -
    hemera

    YanıtlaSil
  2. İçinizden böyle harika yazılar geliyosa eger sık sık yazın bence..hemde hiç ara vermeden. çok sevdim ve sıkılmadan okuyabilirim..

    YanıtlaSil
  3. ve asla olamadıklarınız için üzülmeyin. olduklarınız için sevinin bence.

    YanıtlaSil
  4. Bu arada bu bininci kere yorum göndermem, sorun yaşıyorum :))

    YanıtlaSil
  5. Çok teşekkür ederim güzel yorumun için Aslı :)

    YanıtlaSil
  6. merhaba aslı da burdaymış blog arkadaşımdırda :D erdi gerçekten öyle başkalarını düşünerek bazen hayatımıız çekilmez hale getirebiliyorz.... ben mavi

    YanıtlaSil
  7. :)
    başkalarını düşünmemeyi başarabiliriz inşallah :)
    hoşgeldin mavii...

    YanıtlaSil
  8. yazı iyi güzel hoş da, neresi aptalca ben ona takıldım :D
    bu blog işi de fena sorgulatıyor aslında, bence bir taraflarımızda patlayacak, her yazında kendinle ilgili bir şeyler keşfediyorsun mesela, sen onu bırak ben bazen çok utanıyorum kendimden falan :) neyse dürüstüz en azından senin yazının temelinde de bu var.
    hiç okunmuyormuş gibi yaz, biz yokuz :D ha bi de böyle kal, viya böyle, steady as she goes ;)

    YanıtlaSil
  9. okuduğum en doğal yorum bu oldu
    yazdıkların doğru.
    hiç okunmuyormuş gibi yazmalı zaten aksi olursa yazılar da içtenlik eksik olur ki bunlar da okunası yazılar olmaz...
    Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.