Yazacak çok şey var. Ama üşeniyorum bu aralar. Çok sık depresif yazılar yazmaktansa yazmamak daha iyi galiba...

Bir şeyler şekilleniyor. Yürümeye devam edeceğim yollar kesinleşiyor. O yolların benim seçtiğim yollar olması için uğraşıyorum. Ne kadar mümkünse...

Şu son günler o kadar sıkıcı geçiyor ki; öyle sık sık oyun oynamayan ben bol bol oyun oynuyorum. İşim gücüm bu... Ve günde bir kaç film olmak üzere film izliyorum. Vakit geçmiyor ki yoksa...

Açlık Oyunları'nı okuyorum. Birinci tekil şahısla anlatılan hikayelerden hiç haz etmem genelde ama buna başladım, bitiricem. Hikaye aklıma survivor'ı getiriyor. Sanki arka sayfadan Acun çıkıp şimdi reklamlar falan diycek... Bakalım bitsin yorumlarım kitabı...

Reformlar söz konusu. Geçmişi yeniden ele alıp, yeniden kararlar verdim. Geçmişe dair öfkelerimin, kinlerimin ve küskünlüklerimin üzerine bir çizgi çektim. İnsanın en yakınları tarafından 'hayal kırıklıklarına' uğraması muhtemel olduğu sürece, geçmiş hata sahiplerine küsüp, darılmak hiçte mantıklı gelmedi birden. İnsan hiçbir zaman manevi güvende olamıyor işte...

ÖSYS' ye girmiştim. Denemiştim. Ama 'beni yerleştirecek kadar iyi bir yüksek öğretim kurumu bulamamış ösym...' DGS tercihlerini yapıcam ama AÖF beni çağrıyo sanki...

Model dinliyorum şu anda bir de...

Özetle hayat çok sıkıcı bu aralar. Öneriler?

Bitti...