Bazı insanlar tanıyorum. Hayretle izlediğim insanlar... İyiler, güzeller... Sohbetleri güzel. Onlarla vakit geçirmek güzel. Her şey güzel de; bu ne ya? Ne kadar bol mavi boncukları var? Dağıt dağıt bitiremedikleri. Mevcut tüm isimlerden koleksiyon mu yapmayı hedefliyorlar bilemiyorum. Anladım tek eşliliğe karşılar da, bu kadarı fazla değil mi?

Bir tanesine iyi geceler dileyip bir tanesiyle yola çıkarken, başka bir kaç tanesiyle mesajlaşıp yolda da bir başkasıyla buluşabiliyorlar. İzlerken başım dönüyor. Hani şu bahçıvan uşağa, uşak aşçıya, sonra hepsi aşçıya gibi bir hikaye vardı… Öyle işte...

Ve bunun adına aşk diyorlar bir de! Ben mi geri kafalı kaldım bilemiyorum?

Bence, o yanındayken tir tir titremeli yüreğin ve gözlerine baktığın zaman durmalı; dokunduğunda, tüm duyuların hayata dair hiçbir şeyi algılamaksızın sadece onu hissetmeli; tek bildiğin isim oymuş gibi, düşmemeli zihninden; yokluğu kışın, varlığı yazın olmalı; güneşin de o olmalı, yağmurun da o... O diyorum... O tekildir. Bir tanedir...

İşte bazıları yüzeyseldir. Aşk oyundur onlara göre. Bir gövde gösterisi gibi… Aynı anda üçünü beşini idare ettikleri için, biriyle olan ilişki durumu yoka düşer düşmez bir diğeriyle var olması hiç şaşırtıcı gelmez. Evet, bazıları yüzeyseldir. Aşktan bihaber!

Hayat tarzı tabii; ne denilebilir ki?