Bir Feyz Hikayesi



     Metrodan içeriye girip karşımda ki boş koltuğa oturdum. Metroya girdiğimde yanından geçtiğim, şimdiyse tam karşısında oturduğum kişiye bakıyordum hala… İlk okulda okuma yazma öğrenirken okutturulan o incecik kitaplardan birini okumaya çalışıyordu. Yirmi – yirmi beş yaşlarındaydı… Evet, evet o Ali’nin saçma sapan maceralarının anlatıldığı kitaplardan bahsediyorum… Önce şaşırdım; her insan eline bir dergi, bir gazete, bir kitapçık vesaire geçtiğinde bir göz atar ya, öyle sandım… Ama harfleri parmaklarıyla takip edip, üç beş cümleden ibaret olan her sayfayı dakikalarca uğraşarak geçtiğini görünce anladım… Normal şartlarda gülme isteği falan duymam gerekiyordu herhalde ama duymadım. Bu ayakta alkışlanacak bir şeydi… İzledim… Okumaya çalışmasını, ineceği durağa geldiğinde kitapçığını özenle elinde ki poşete koyuşunu seyrettim.

     Belli ki yeni okuma – yazma öğreniyordu. Bunda da ne var diyebilirsiniz! Bence, burada çok şey var… Günümüzde bir şekilde eğitim alamayan, okuma yazma öğrenemeyen insanlar; kendilerine bunu asla öğrenemeyeceklerini öğretiyorlar, bir çaresizliğe, imkansızlığa kendilerini alıştırıyorlar. Bunu kabullenerek yaşıyorlar… Sessizce başlarını öne eğip, okuma - yazma bilmiyorum diyorlar utanarak…

     İşte o yüzden bence, burada çok şey var… Kendisini bu olumsuzluğu yaşamak zorundaymış gibi hissetmeyip, bunu bir yaşam biçimi ya da kaderin bir cilvesi olarak görmeyip, önemli olan bir yerlerden başlayabilmektir gerçeğini fark ettiği için okuma – yazma öğrenmeye çalışan onun, bu yazının kahramanın örnek olması gereken çok kişi var… Sadece okuma – yazma bilmeyenlere değil üstelik her konuda, her kese… Çünkü hayatın gerçeği bu değil mi? Bir şeyi bilmiyorsak, asla öğrenemeyeceğimize inandırırız kendimizi. Bu aksi mümkün olmayan bir gerçekmiş gibi kendimize bunu aşılar dururuz. Oysa ne kadar anlamsızdır bu tutum! İnsan istedikten sonra her şey mümkündür!

     Bu kadarla da sınırlı değil… Beni daha çok şaşırtan olay; bunu hiç çekinmeden bir metronun ortasında yapmasıydı. O kadar insanın içinde… Oysa bizler; ya birisi bir şey derse, ya benimle dalga geçerlerse diye birçok davranışımızı başkasına göre belirlemiyor muyuz?

     O, bu yazının kahramanı yani; bana da örnek oldu, ışık tuttu. Belki o bu yazıyı hiç okumayacak, okusa da bu yazıya can verenin kendisi olduğunu hiç bilmeyecek… Fakat bir çok kişiye örnek olacaktır.

     Hadi…

     Hamle sırası sizde…

     O isimsiz kahramana teşekkürler…

Peşlerinden gidecek cesaretiniz varsa, bütün rüyalar gerçek olabilir.
Walt Disney






---

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.