Aşk nedir?
Ya da aşk gerçekten var mıdır?
Aylarca, yıllarca hatta bir ömür sürebilir mi aşk?
Aşkın planı var mıdır? Ne zaman nasıl yaşanacağını biz seçebilir miyiz?
Ya da doğru kişi gerçekten var mıdır yoksa her yeni gelen doğru, gittiğinde yanlış mı olacak daima?
Umut yok mu?
Ne kadar çok soru üretiyor zihnim.
Oysa ilk soruyu cevaplasa birileri, diğer bütün sorular da cevaplanacak zihnimi yormadan...

Ama yok?
Cevap yok?

Aşk nedir diyorum; bütün dünya sessizliğe bürünüyor, ışıklarım sönüyor, yüreğimde çığlık çığlığa özlemler birkaç saniyeliğine diniyor...

Sonra?

Ne olduğunu hala çözemediğim aşka özlem başlıyor tekrar; aydınlık ve dünya kalabalığı üstüme üstüme geliyor...

Aşk nedir?

Kim bilebilir ki? Herkese göre farklı bir tadı vardır, herkes farklı bir anlam yükler ona?
Ama tuhaftır ki; hissedilenler hep aynıdır...
Bence...
Bence aşk; bir kağıt parçasından yaptığımız gemiyi suya bırakıp ardından izlemek gibi bir şey...
İçinizdeki özlemin kimliği belirsiz sahibine, yüreğinizin dilinden dökülenleri yazarsınız o kağıda...
Heyecanla...
Sonra, o kağıttan bir gemi yapıp suya bırakırsınız...
Umutla...

Sonra?
İzlersiniz... Ne olacağından, o yolun aşk yüklü geminizi nereye götüreceğinden bir haber!
Sadece onun götürdüğü yere gidersiniz. Bir meçhullüğü kabulleniş sürecidir aşk!

Benim şiir yüklü gemimden hala haber alınamıyor, kim bilir, belki su alıp batmıştır.
Duygularımın yükü ağır gelmiştir belki.

Neyse işte...

Sahi aşk nedir?