ERDİKARADENİZ

kronik yazma isteği eyleme dönüştü

Kısaca

Diğer Linkler

Normal şartlarda tam olarak buraya bir biyografi koymam gerekiyor olabilir fakat ben öyle yapmayacağım. Eğer biyografi gibi birşey okumak istiyorsanız, şimdi burayı tıklayarak okuyacağınız biyografik birşeyle yetinmelisiniz.

Diğer taraftan benimle ilgili diğer bağlantıları da şuradan takip edebilirsiniz:

YouTube Kanalım

Instagram

Tosbağa Kitap | Bir E-Kitap Yayıncısı

consepThink | Biraz Destek İçin...

Erdi Karadeniz Okur-Yazar-Anlatır

Neler Yapıyorum

Üretmeye teşne biri olarak neler yapıyorum?
  • constantly think 90%
  • generally read 80%
  • occasional writer 70%
  • tries to tell 50%

BLOG

İçeriği farklılık gösterebilen yazınlar, bloglar...
Sizinle Bir Ortak Kabahatimiz Var


Sizinle bir ortak kabahatimiz var. Büyümek gibi…

En büyük kabahati, bir an önce büyüme düşleri kurarak işledik biz. Keşke bir ebeveyn figürü azarlasaydı bizi, cezalandırsaydı. Bunu yapsaydı da işlemeseydik bu kabahati.

Bu durum, sonuçları berbat bir eylemin gerçekleşmesine gönüllü katılımdan başka bir şey değil. Bir tecavüz söz konusuysa ve sessiz kalıyorsanız, akabinde şikayet etme ihtimalinizi de gönüllü olarak yitirirsiniz.

Oysa karşı dursaydık buna. Yani istemeseydik. Bu kadar elzem bir şeymiş gibi düşlerini kurmasaydık büyümenin. Çocuk kalsaydık… Bu dünyevi canavarın pisliğine bulanmasaydık.

Akşama kadar bilyelerimizle oynasaydık, uçurtma uçursaydık, kahkahalar atsaydık saçma sapan şeyler için, korkmadan, çekinmeden, hiçbir şeyi umursamadan.

Umursamamak lüksünü yitirmeseydik. Keşke…

Şimdi büyüdük. Her gün daha da zorlaşan, düşüncelerimizi mental nasırların sardığı bir yanılsamanın ortasında, ellerimizden hızla ve inatla kayan bir hayatın endişesini yaşıyoruz.

Oysa çocuk kalabilseydik. Yaşıyor olmanın zorunlu kıldığı ve herkesin karşılamak konusunda eşit şansa sahip olmadığı ihtiyaçlar için içimiz içimizi yemezdi. Çocukken işler kolay tabi…

Acıkırsınız, ağlarsınız. Canınız çeker ağlarsınız. Ne istiyorsanız, ne yapmak istiyorsanız, sadece ağlarsınız. Siz sadece ağlarsınız ve her şey önünüze serilir. Ne annelerin göz yaşlarına, ne babaların yaşam telaşlarına tanık olmazsınız, eğer çocuksanız.

Yaşıyor olmanın o korkunç çığlıkları kulaklarınızda çınlamaz, olur olmadık zamanlarda. Karanlık hiçbir zaman içinize çökmez sizin. Eğer çocuksanız.

Sizinle bir ortak kabahatimiz var bizim. Büyümek gibi…

Büyümek yitirmek demek bir anlamda… Zamanı yitirmek. İnsanı yitirmek. Gülüşleri olduğu kadar hüznü de yitirmek… Bugün bir hiçiz. Yarın ne olacağımız belli değil. Bizi biz yapan her şeyi yitirdik. Geriye dönüp dönüp bakıyor, bizi biz yapan ama yitirilen her şeyi geçmiş yaftalıyoruz.

Sizinle bir ortak kabahatimiz var. Büyümek gibi…

Büyümek gidenler biriktirmek demek bir anlamda. Geçen her zamanla biz biraz daha büyürken, onlar gidiyorlar. Her an bir yenisi daha ekleniyor gidenlere… Gidenler biriktiriyoruz. Gidenler…

Çocukluğumuzun abileri, çocukluğumuz ablaları, çocukluğumuz hocaları… Çocukluğumuzda bize bir şeyler katan, şu tatsız tutsuz yaşama telaşlarına anlık tatlar katan insanlar gidiyorlar.

Önce biri gidiyor. Sonra diğeri. Birbiri ardına, sırayla gidiyorlar onlar da biz yine de devam ediyoruz aynı kabahati işlemeye… Büyümek gibi…

Elbette sonu var bununda. Bugün gidenler gibi, yarın bizde giden tarafta olunca, biticek…

Şimdilik onlar gidiyorlar. Her gün bir yenisi daha gidiyor.

Valhasıl, en büyük kabahati, bir an önce büyüme düşleri kurarak işledim ben. Sizde öyle? Aslında hepimiz, biraz…

Sizinle bir ortak kabahatimiz var bizim. Büyümek gibi…


2017 Yılının Muhteviyatına Bir Göz Atalım.

2018 yılında da okuduklarımın, izlediklerimin kaydını tuttum ve yıl sonu bilançosuna bir göz atma vakti geldi. Bu yıl toplam 32 kitap okudum ben. Çoğunluğu romanlar oluştursa da aralarında öyküler, şiirler vesaire de var. Liste şu şekilde:


1) Doğu'nun Limanları - Amin Maaoluf **
2) Anayurt Oteli - Yusuf Atılgan **
3) Atatürk'ü Ben Öldürdüm - İsmet Özel ***
4) Puslu Kıtalar Atlası - İhsan Oktay Anar ***
5) Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları - Tuna Kiremitçi **
6) Bu Dansı Bana Lütfeder misiniz Tanrım? - Anıl Cihan *
7) 1984 - George Orwell ****
8) Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupery (Yeniden - Sola Yayınları) ***
9) Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer - Laurent Gounelle **
10) Beyoğlu'nun En Güzel Abisi - Ahmet Ümit ***
11) Fedailerin Kalesi Alamut - Vladimir Bartol ****
12) Bir Kadın Öyküleri
13) Kutsal İnek - David Duchovny *
14) Bir Son Duygusu - Julian Barnes **
15) Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig ***
16) Bir Kadının Hayatından Yirmi Dört Saat - Stefan Zweig **
17) Haşırt Dı Bilekbord - Zafer Algöz ****
18) Satranç - Stefan Zweig **
19) Deliduman - Emrah Serbes ***
20) Ben Bir Gürgen Dalıyım - Hasan Ali Topbaş ***
21) Müptezeller - Emrah Serbes **
22) İnsan İnsandan Beslenir - Voscreen ***
23) İnsan Ne İle Yaşar - Lev Tolstoy ***
24) Bakele - Sezgin Kaymaz **
25) Puslu Kıtalar Atlası (Çizgi Roman) - İlban Ertem
26) Gece Bekçisinin Rüyası - Enver Aysever **
27) Aniden Shakespeare - David Safier ***
28) Filin Yolculuğu - Joao Amaral **
29) Mutsuz Çocuklar Ülkesi - Özgür Bacaksız *
30) Başlangıç - Dan Brown ****
31) Tabula - John Twelve Hawks ***
32) Tesirsiz Parçala - Ali Lidar ***
33) Antabus - Seray Şahiner ***
34) Kaytansızlar - Remzi Karabulut *
35) Yalnızlık Kime Benzer - Semih Gümüş **
36) SADE - Begüm Başoğlu / Ege Erim ***
-

1) Sherlock ****
2) Supernatural (Yarım Kaldı)
3) Behzat Ç (Yarım Kaldı)
4) Suskunlar  ****
5) Stranger Things ****
6) Ezel (Devam Ediyor)
7) DARK (Devam Ediyor)
-
1) Bir Tren Kalkar Haydarpaşa Garı'ndan (16.01.17) **
Tilbe Saran, Hümay Güldağ, Metin Belgin, Bülent Emin, Hakan Gerçek | İş Sanat
2) İkinci Bölüm (25.01.17) *
Ayşen İnci, Şahin Çelik, Lebib Gökhan, Veda Yurtsever İpek | Cevahir 2. Salon 
3) Anlatılan Senin Hikayendir (03.02.17) ****
Levent Üzümcü | Profilo AVM
4) Giydirici (25.02.17) ***
Celal Kadri Kınoğlu, Hakan Çimenser, Rüyam Perihan Dirin, Hülya Gülşen | Cevahir 2. Salon

1) The A-Team | A Takımı *
2) Big Fish | Büyük Balık ****
3) Captain Phillips | Kaptan Phillips ***
4) Cast Away | Yeni Hayat ***
5) Argo | Operasyon: Argo ****
6) Passengers | Uzay Yolcuları ***
7) The Girl On The Train | Trendeki Kız***
8) Children of Men | Son Umut***
9) Tesis | Tez ***
10) The Life of David Gale | Ölümle Yaşam Arasında ***
11) Brick Mansions | Yasak Bölge ***
12) The Loft | Daire ***
13) John Wick 2 ***
15) Bana Masal Anlatma ****
16) Kara Bela ***
17) Arrival | Geliş ***
18) Kaybedenler Kulübü ****
19) Resident Evil: The Final Chapter | Ölümcül Deney: Son Bölüm **
20) Tatlım Tatlım: Haybeden Gerçeküstü Aşk ***
21) Assassin's Creed ***
22) Kolonya Cumhuriyeti ****
23) Baby Driver | Tam Gaz ***
24) Spider-Man: Homecoming | Örümcek Adam: Eve Dönüş **
25) Headshot **
26) Les Aventures Extraordinaires d'Adele Blanck-Sec | Adele'nin Olağanüstü Maceraları ****
27) Dragon: The Bruce Lee Story | Ejder: Bruce Lee'nin Hayatı **
28) Dangal ****
29) The Man of Nowhere | Mazisi Olmayan Adam ***
30) Seven sisters | Yedi Hayat ***
31) Lola Rennt | Koş Lola Koş ***
32) Dawn of the Planet of the Apes | Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti ***
33) Black Runner | Bıçak Sırtı **
34) Murder on the Orient Express | Doğu Ekspresinde Cinayet ***
35) Bright ***
-



*       : Ehh!!!
**     : Fena değil / Güzel
***   : Müthiş, yok böyle bir şey

**** : Daha da ben size ne söyleyeyim!


2017 yılı görsel açıdan daha aktif üretimler yaptığım bir yıl oldu bundan dolayı memnunum tabi fakat diğer taraftan bir sonraki kitabımı tamamlayamamış olmaktan dolayı da rahatsızım. Kısmetse bir sonraki kitabımı basılı ya da ekitap olarak 2018 yılında yayınlayacağım. Diğer kitaplarıma göz atmak isterseniz tam olarak burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

2016 yılının Mart ayında ilk içeriğin yayınlandığı YouTube kanalımda 2017 sonuna kadar toplam 75 video yayınlamış oldum. Bu süre zarfında güzel anılar ve güzel insanlar biriktirdim.  Videolara göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.

2018 yılından neler olacak, bu muhteviyat nasıl bir şekil alacak bilmiyorum fakat tam olarak burayı da tıklarsan, gelecek yıl muhteviyatımı da takip edebilirsin.

Şimdilik, hoşça kalın...

-

Benim İçin 2017 ve 2018 Hedeflerim




2017 başlarken hazırladığım yazıda yeni yıla oynamış, 2017 ye şirin görünmeye çalışmıştım. Ama gördüm ki çok bir işe yaramıyormuş.

2017 aslında benim için kötü bir yıl olmadı. Özellikle ilk yarısı gayet iyiydi. Sonradan bozdu kendini. İlk 6 ayda hem özel hayatımda, hem iş hayatımda hem youtube gibi hobilerimle alakalı güzel gelişmeler oldu. Yani genel olarak güzel bir ilk 6 aydı. Fakat sonra kendimi bir anda bir curcunanın içerisinde buldum. İnanılmaz bir kaos. Hiçbir şey yapamaz, hiçbir şey öğrenemez, kendime hiçbir şey katamaz, keyif aldığım işlere ve insanlara doğru düzgün vakit ayıramaz hale geldim. Geçirdiğim zamanların bana bir şeyler katmadığı gibi benden bir şeyler götürdüğünü hissetmeye başladım. Tüm bu yapamadıklarıma rağmen 7 gün 24 saat bana yetmemeye de başladı. Zamana yetişemediğim bir süreçti. Ve bir miktar azalsa da yine de devam ediyor bu durum. O yüzden 2017ye karşı çekimserim. İyi mi kötü mü ayrılıyoruz bilemiyorum.

Ama neyse konumuz bu değil. Konumuz şu. Bu yıl için yeni bir karar aldım. Geçtiğimiz yıl, yeni yıla girerken iyi dileklerde bulunmuş, umuttan behsetmiştim, iyi şeyler dilemiştim falan. Ama sonra fark ettim ki hep soyut şeyler dilemişim. Gözle görülür şeyler değil. Dolayısıyla ölçümlemesi de sıkıntılı oluyor. Bu nedenle gelecek yıl için kendime daha smart hedefler belirlemeye karar verdim. Daha basit, daha sade, daha kısa vadede ulaşılabilir şeyler.

Yani Net Belirlenmiş, Ölçülebilir, Kabul Edilebilir, Gerçekleştirilmesi Mümkün ve bir Zamanı belirli hedefler. Küçük şeyler. Yani yapabileceğim ve yıl sonu hazırlayacağı son durum yazısında belirlediğim bu mini hedefleri başardım diyebilmek için. Elbette 2018 hedeflerim sadece aşağıda sayacaklarımdan oluşmuyor. Ama bu yazıya konu olacaklar sadece bunlar.

Hadi başlayalım o zaman.

- Hayatımı ve çevremi sadeleştirmek için adım attım, sıradaki aşamaları tamamlamak ve bunu sürdürülebilir hale getirmek istiyorum. Hedeflerimden ilki bu, sadeleşmek…

- 2017 yılında özellikle ikinci yarısındaki söz konusu zamansızlık nedeniyle bir türlü tamamlayamadığım kitabımı tamamlayacağım.

- Spora başlayacağım. Ama bu kez her gün yeniden spora başlamak değil bir kere başlayıp bunu sürdürmekten bahsediyorum.

- Uyku düzeni şart. Bunu becerebildiğim dönemlerde kendimi çok daha dinç hissediyorum. Tecrübe etmişliğim var. O yüzden bu yıl 23.30 – 06.00 arasını uyku için rezerve etmeyi planlıyorum.

- Kitap okumak, kitaba zaman ayırmak çok önemli. Kimi zaman günlerce elime kitap alamadığım zamanlar oldu bu yıl. O yüzden bunu bir düzene sokmak için her gün 30 sayfa kitap okuyacağım. Sabit…

- Diziler, filmler az ya da çok bir şekilde izleniyor da belgeseller arada kaçıyor işte. 2018’de her ay en az iki tane belgesel izleyeceğim.

İşte böyle. o kadarda zor hedefler değil sanki.

Neyse bu şimdi gidiyorum, zaten o da gelmek üzeredir.
Ben şimdi 2018’i karşılamaya gidiyorum.

Hoşça kalın.
Beğendiğim Kitaplar Listesi [2]

Beğendiğim kitaplar listesinin birincisine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Güzel kitaplar vardı orada da… Şimdi yeni seçtiklerimden konuşmaya başlayabiliriz. İyiden kötüye ya da kötüden iyiye gibi bir sıralamam yok. Rastgele bir liste bu. Bahsedeceğim kitaplardan bazıları için inceleme videoları da hazırlamıştım. O videoları da buraya tıklayarak youtube kanalımdan izleyebilirsiniz.. Listemdeki ilk kitap bunlardan biri mesela.

Haşırt Dı Bilekbord – Zafer Algöz

Usta oyunca Zafer Algöz’ün sadece kamera karşısında değil kalemiyle de başarılı olduğunu ispatlayan bir kitaptı. Çok eğlendiğim beğendiğim bir kitaptı. Daha önce hazırladığım inceleme videosunu da mutlaka izleyin.

1984 – George Orwell

1984 beni en çok etkileyen kitaplardan biriydi. Ve bu etkileşim olumlu anlamda bir etkileşim de değildi aslında. Gayette içimi sıkan bir kitaptı. Çünkü anlatılan şeyler o kadar, o kadar yaşanması muhtemel şeyler ki ve içinde bulunduğumuz dönemleri de göz önüne alınca ister istemez etkileniyor insan. Çok etkilendiğim, beğendiğim ve herkesin muhakkak okuması gerektiğine inandığım bir kitap bu. George Orwell’dan 1984… Bu kitap içinde bir inceleme videosu hazırlamıştım. Mutlaka izleyin. Kitabı da okuyun. Bende iz bırakan kitaplardan biridir bu.

Yolcu – John Twelve Hawk

Bir sonraki kitap Yolcu. Yolcu’da yine 1984’te olduğu gibi günümüzde de yaşadığımız şeyleri, içinde bulunduğumuz dönemde de hissettiğimiz bir takım endişeleri gündeme getiriyor. Yolcu için daha önce hazırladığım inceleme videosunda bu kitabı çok beğendiğimi söylemiştim. Çok sürükleyici ve güzel bir kitaptı. Üç kitaplık bir serinin ilk kitabı Yolcu… Şu anda ikinci kitabını da okudum. Üçüncü kitabı okuyacağım. İkinci kitaptan Yolcu’dan etkilendiğim kadar etkilenmedim açıkçası. Bu içinde bulunduğum bu yoğum dönem sebebiyle kendimi kitaba çok fazla verememiş olmamda olabilir tabi ki… Bilemiyorum ama Yolcu bir adım önde benim için. Tavsiye ederim.

Puslu Kıtalar Atlası

Puslu Kıtalar Atlası aslında videosunu yapmak istediğim bir kitaptı ama kitabın birde çizgi romanı olduğu için onu da okuyup ikisi bir arada bir video hazırlamak istediğim için ertelemiştim. Önümüzdeki günlerde detaylı bir inceleme videosu yapmayı düşünüyorum. Şimdilik kitabı tavsiye edip, beğendiğim kitaplar listesine eklemekle yetineceğim.

Ben Bir Gürgen Dalıyım – Hasan Ali Toptaş

Ben Bir Gürgen Dalıyım, Hasan Ali Toptaş’ın güzel Türkçe’si ile bir çırpıda okuyabileceğiniz, okumanız gereken güzel bir kitap. Bu kitapla ilgili videoyu ise Bu Kitap Okunur adlı kanalımızda yapacağız. Siz bu videoyu izlerken yapmışta olabiliriz. Kontrol edebiliriniz.

Fedailerin Kalesi Alamut

Fedailerin Kalesi Alamut, sayfa sayısının aksine benim kısa bir sürede okuyup bitirdiğim sürükleyici bir kitaptı. Ve konu itibariyle de oldukça ilgi çekiciydi. Haşhaşiler Tarikatı’nın lideri olan Hasan Sabbah’ın hikayesini anlatan bir kitap. Bir başka deyişle Cenneti dünyaya getiren adamın hikayesi. Çok beğendiğim kitaplardan bir tanesiydi. Bir kurgu olarak bence muazzamdı ama bunun dışında düşündüren, etkileyende bir kitaptı. Üstelik yaşananlar gerçek. Bu her ne kadar bir kurgu olsa da, belki abartılan, yazarın eklediği yerler olsa da genel olarak birçok noktası gerçekti ve insanı etkileyen, düşündüren detaylarda bu noktalar zaten. Tavsiye edebileceğim kitaplardan biridir.

Başlangıç – Dan Brown

Dan Brown’ın son kitabı Başlangıç. Dan Brown her kitabını beğendiğim ve muhtemelen bundan sonraki gelecek her kitabını da beğeneceğim bir yazar. Sanırım tek favori yazarım. Bu kitabı da okurunu hayal kırıklığına uğratmıyor. Eleştirdiğim yerleri de var tabi ki fakat onları kitabın inceleme videosu için saklıyorum. Yazarın bence en cesur kitabıydı bu. Kısaca Dan Brown’sa okunur, okuyun…

Aylak Adam

Yusuf Atılgan’ı kaleminden C’nin hikayesi. Dönüp dönüp okuduğum, dönüp dönüp okuyacağım bir kitap bu. Favorimdir.

Doğu’nun Limanları

Yıllar önce edindiğim fakat 2017 başlarındayken anca okuduğum, haliyle bir hayli geç kalmış olduğum bir kitap. Çok severek ve çok etkilenerek okudum kitabı. Gerçek, yaşanmışlıklardan yola çıkılarak ortaya çıkmış bir eser Doğu’nun Limanları…

Evet, ilk listede 10 kitapla başladığım beğendiğim kitaplar listesinin ikincisini de 9 kitap ekleyerek yapmış oldum. Bu listede burada dursun.


Minimalizm! Sadeleşme Sürecimi Başlatıyorum
Bugünkü konumuz sadeleşmek… Yaşamı ve yaşam alanlarımızı sadeleştirmek…

Son zamanlarda kafamı taktığım, araştırdığım, okuduğum, hakkında bir şeyler izlediğim, deneyimleyen insanların aktarımlarını takip ettiğim bir konu bu. Minimalizm. Bana daha bizden bir tabir olarak gelen sadeleşmek…

Minimalizm nedir?

Minimalizm bir sanat akımı olarak 60 yıllarda ortaya çıksa da zamanla bir yaşam felsefesi halini de almış. Minimalizm ya da benim kullanacağım tanımla sadeleşmek dağınıklıktan kurtulmak, ihtiyaç duyduklarımızın haricinde kalan tüm fazlalıkların yükünü üzerimizden atmak demek. Hem maddi olarak eşyaları hemde düşünceleri kastediyorum. Kendimize hareket özgürlüğü sağlayabilmek demek. Ben özellikle son yıllarda şunu fark ettim, sadeliğini kaybeden her şey, her ortam, her düşünce, her eşya vs. günün sonunda bize ilave stresler olarak dönüş yapıyor. İçinde bulunduğumuz yaşam şartları itibariyle, içinde bulunduğumuz ortamlar nedeniyle ya da içinde bulunduğumuz gündemler itibariyle her anımızda abartılı bir stres hakimiyeti zaten var. Ve etrafımızda dağınıklık düzeyi arttıkça, sadeliğimizi yitirdikçe buna paralel olarak bu stres daha da artıyor. Bu nedenle dağınık bir ortamda insanın acemileşmesi, içinden bir şey yapmak gelmemesi durumlarını sık görüyoruz. Sık yaşıyoruz.

Ne işe yarar? Bize ne faydası var?

Neyse. Sadelik bize ne katar, faydaları neler? Birkaç madde sıralamak gerekirse, hemen son cümlemden bir madde çıkartarak başlayalım:

1) Minimalist, sade bir yaşam stresinizi azaltır.

2) Kendinizi daha özgür kılarsınız.

3) Karmaşıklıktan kurtulur, zihninizdeki kaostan arınırsınız.

4) Hayatımızın her anında hem maddi hem düşünsel olarak söylüyorum az ama öz felsefesi hakimiyet kazanmış olur.

5) Sadece ihtiyacınız kadar alırsınız, gereksiz bir şey almazsınız ve böylece daha az para harcarsınız.

6) Kapitalizmin bizi bağımlı kıldığı, bizi inandırdığı para harcadıkça, satın aldıkça mutlu olacağımız inancından kurtuluruz.

Bu liste daha da uzatılabilir tabi ki…

Nasıl olunur?

Aslında okuduklarım ve araştırdıklarım neticesinde şöyle özetleyebilirim nasıl olunurun cevabını. Şu an sahip olduğunuz tüm fazlalıkları belirleyin, onlardan kurtulun ve sadece ihtiyaç duyduklarınızı satın almayı alışkanlık haline getirin ki bunun için bir alışveriş listeniz olmadan evden dışarıya adım atmamalısınız.
Ben küçükken annemle alışverişe çıkacağımız zaman ne alacağımızı sorardım. Örneğin domates salatalık alacağız. Benim için o domates ve salatalık alındığı zaman o alışveriş biterdi. Çünkü ihtiyaç oydu. Domates ve salatalık alındıktan sonra biz hala reyonlara bakınmaya, bunu da mı alsak diye düşünmeye devam ediyorsak geri dönene kadar surat asar, trip atar, annemle kavga ederdim. Annem bu huyumun ne kadar kötü olduğunda şikayet ederdi. Ama devir değişti. Anne duy bunları…
Hiç giymediğiniz, muhtemelen hiç giymeyeceğiniz kıyafetlerinizden, hiç kullanmadığınız eşyalarınızdan kurtulun.

Bu nasıl olunur konusunda iyi bir rehber olarak SADE kitabını önerebilirim. Ben bu kitaptan hareketle işe gardroptan başladım ve önümüzdeki süreçte de diğer adımları da uygulayarak yaşam alanımı sadeleştirerek kendime daha geniş, daha ferah, özgür alanlar yaratmaya ve hali hazırda bir şekilde içinde bulunduğumuz stresi azaltmaya çalışacağım ve bu süreçleri de muhtemelen videolar aracılığıyla paylaşıyor olacağım.

Bu konuda kendi izleyeceğim yol hakkında biraz daha bahsedeceğim ama önce bu konuda bilgi edinebileceğiniz kaynaklardan da bahsedeyim. Elbette internette aradığınızda çok daha fazla kaynak olduğunu göreceksiniz. Ben sadece kendi okuyup, dinleyip, izlediklerimi paylaşıyorum.

İlk olarak az önce söylediğim gibi SADE kitabı iyi bir yol gösterici kaynak olabilir.

İkinci güzel kaynak Azla Mutlu Olmak isimli bu kitap. Ben E-Book olarak satın aldım. Bu kitap SADE den farklı olarak biraz daha geniş kapsamlı. Bu felsefeyi, bu yaşam tarzını da detaylı olarak ele alıyor. Ama yine SADE de olduğu gibi adım adım, oda oda nasıl sadeleşeceğiniz konusunda size yol gösterecek.

Minimalizm: Önemli Şeylere Dair Bir Belgesel adı üzerinde bir belgesel. Minimalizmi fark etmiş ve bir şekilde hayatlarına uygulamayı başarmış kişilerin hikayelerini anlattıkları röportajlarla ortaya çıkmış bir belgesel bu.

Bir de kaynak olarak youtube de minimalist olmak yolunda adım atmış insanların hikayelerini anlattığı videolar var. Onları da izleyebilirsiniz. Özellikle yabancı youtuberlar arasında çok kaliteli içerikler var.

Şimdi Sadeleşmek en özet haliyle bu. Ve ben bu yola girdim. Bu süreci videolar ve instagramda fotoğraflarla ile paylaşarak ilerleyeceğim. Kolay bir şey değil. Uzun vadede bir irade meselesi ve umarım bunu becerebilirim.

Şimdilik bu kadar olsun.


Martin Eden - Jack London | Bu Kitap Okunur



Umulanın aksine, uğruna çaba sarf edilen, mücadele edilen hedef bir yanılsama çıkabilir. Bir boşluktur. Bir balondur; patlamıştır…

Martin’in hikayesinin özeti bu işte. Olduğunu sandığı ve ona ulaşmak için mücadele verdiği, uğruna uykuyu dahi zaman kaybı görecek şekilde her an çalışıp didinerek koşturduğu hedefi bir boşluktu. Sonuç hayal kırıklığı…

Martin Eden bir gemi işçisidir. Yabanidir. Şimdilerde filmlerde bir klişe unsuru olarak görülen sınıf ayrımları, zengin kız fakir oğlan durumlarının en çarpıcı şekilde yaşandığı bir dönemde yaşamaktadır ve burjuva sınıfına ayak uyduramayacak kadar uzaktır o ortamdan. Acemidir. Nasıl davranacağını bilmez. Fakat bunun yanı sıra sorgulayan biridir o. Sürekli düşünen biridir… Topluma sunulan kalıplaşmış düşünceleri olduğu gibi kabul etmeyen, karşı duran biridir. Menfaat gözetmeden düşündüklerini cesurca söyleyebilir.

Ve Martin, Ruth’u görür… Zengin ve güzel bir melektir Ruth onun için. Ruth’un yaşadığı hayat, Martin’in yaşama biçiminden oldukça üst seviyededir. Her şeyin paraya, üne, gösterişe endeksli olduğu bir sınıfa aittir Ruth… Elbiseleri gibi, görüşleri de hazır alınmış olan bir sınıftı Martin’e göre ve o bir anda kendini o insanların arasında bir melek gibi parlayan Ruth’a kapılmış, ona aşık olmuş olarak buldu.

Onun ne düşündüğünün sevilebilirliği ile hiçbir ilgisi yok diyordu ama yine de kendini onu sevmeye layık kılabilmek, onun tarafından kabul edilebilmek için Ruth’un kabul edeceği gibi biri olmak için mücadele edecekti. Zaten romanın konusu biraz da buydu.

Martin Eden, okumaya başlar. Kütüphaneden çıkmamaya, sürekli araştırmaya, öğrenmeye başlar. Ruth tarafından kabul edilebilir olmak için ait olduğu işçi sınıfından burjuva sınıfına yükselmesi gerekiyordur. Gece gündüz demeden okur, çalışır. Öyle ki uyku onun için zaman kaybından başka bir şey değildir artık. Geceleri de sabahlara kadar okur ve yazar. Gün geçtikçe bambaşka biri olur Martin Eden. Duruşu, konuşması, düşünceleri gelişmektedir. Aynı zamanda yazar yönüyle de her geçen gün daha iyi şeyler ortaya koymaktadır. Fakat yazdığı ve çeşitli mecralara gönderdiği metinleri hep red edilecektir. Fakat azimlidir. Hırslıdır. Bir yandan kendini ileriye taşımak, entelektüel bir çevreye dahil olmak için yeni arayışlara, yeni çabalara girerken diğer yandan sudan çıkmış balık gibi Ruth’a ulaşmak için, içine daldığı bu yeni sınıfın yapaylığını ve samimiyetsizliğine bir türlü alışamıyordu. Karşılaşmış olduğu bu avukatlar, subaylar, işadamları ve banka veznedarları ile tanımış olduğu işçi sınıfları arasındaki farkın; yedikleri yiyeceklerin, giydikleri elbiselerin, yaşadıkları semtlerin farkından başka bir şey olmadığını biliyordu Martin Eden. Bir süre sonra o eski yabani Martin gidip yerine Ruth’un sınıfı tarafından kabul edilecek kadar modern, centilmen bir Martin gelse de; bu Martin’i mutlu etmeyecektir.

Martin her geçen gün hedefine doğru ilerlerken, her geçen gün hedef diye önüne koyduklarına ulaştıkça hayal kırıklıklarıyla tanışmaya da başlayacaktır…

Martin Eden, bir mücadele öyküsü. Kesinlikle okunması gereken bir roman… Her insanın kendinden bir şeyler bulabileceği, etkileneceği; özellikle yazan, yazma hevesi olan insanları daha da fazla etkileyebilecek bir roman.

Kelimenin en net anlamıyla bu kitap okunur.
Bumerang - Yazarkafe

İletişim Formu

Sorularınız, iş birlikleri ya da diğer meseleler için...